Yörük Ali Efe (1896–1951)

09 Ara

Yörük Ali Efe (1896–1951)

Yörük Ali Efe (1896–1951)

Kurtuluş Savaşı’nda gönüllü görev almış efe.

Kurtuluş Savaşı’nda Aydın yöresinde büyük yararlıklar göstermiş efelerdendir. 1895 yılında Aydın’ın Sultanhisar ilçesine bağlı Kavaklı köyünde doğdu. Babası Sarıtekeli aşiretinden İbrahimoğlu Apti, annesi Yörüklerin Atmaca aşiretinden Fatma’dır. I. Dünya Savaşı yıllarında İzmir’de Depo Alayı’nda askerlik görevini yapan Yörük Ali, Kafkas Cephesi’ne sevk edilirken kaçarak köyüne gitti. Bir süre Aydın dağlarında dolaştıktan sonra Alanyalı Molla Ahmet Efe müfrezesine katıldı (1914). Yörük Ali Efe daha sonra çok samimi olduğu arkadaşı Kıllıoğlu Hüseyin ile burada tanıştı. Kısa zamanda Molla Ahmet Efe ve tüm kızanların güvenini kazanarak grupta ikinci adam konumuna yükseldi. Alanyalı Molla Ahmet’in Bozdoğan Kavaklıdere baskınında ölmesi üzerine müfrezenin başı olarak 1918 yılı ortalarına kadar bölge dağlarında dolaştı. Bu tarihte Hükûmetin himayesine sığınarak eşkıya takibi ile görevlendirildi. Çetenin dağılmasıyla birlikte Yörük Ali ile Kıllıoğlu Hüseyin bir müddet beraber gezdiler, daha sonra ayrılarak ayrı ayrı çeteler teşkil ettiler. Yörük Ali Efe 1918 sonlarında memleketi Sultanhisar’a geri döndü.

27 Mayıs 1919’da Aydın’ın işgali sonrası Menderes Nehri kuzey kısmı Yunanların kontrolü altına girince Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe ve Kozalaklı Mehmet Efe ile beraber Çine Yağcılar köyünü karargâh haline getirdiler. İşgalin bütün Aydın Ovası’na yayıldığı bu dönemde 57. Tümen Komutanı Miralay Mehmet Şefik’in (Aker) öncülüğünde girişimler başlatıldı. Böylece subaylar ile efelerin ortak bir mücadele etrafında birleştirilebilmesi amacıyla önce Yağcılar köyünde daha sonra Çine Askerlik Şubesinde birer görüşme gerçekleşti. Bu görüşmelerde Yörük Ali Efe ve onunla birlikte olan efelerin desteği istendi. Karşılık olarak da suçlarının affedileceği her birine rütbe ve madalya verileceği bildirildi. Yörük Ali Efe Çine Askerlik Şubesindeki görüşmede Albay Şefik Bey’in konuşmasını dinledikten sonra istiklal mücadelesine destek olacaklarını şu sözlerle bildirdi: “… Bey amca, sen hiç merak etme. Allah’ın izni ile yarın Bismillah deyip işe başlayacağız. Bundan sonra işimiz Yunan ile uğraşmak olmalıdır. Milleti hep eşraf aldattı. Yoksa biz şimdiye kadar hiç durmazdık. Bize yalnız silah, cephane ve zabit ver. Nasıl emredersen senin sözünü tutacağız.”  Böylece Yörük Ali Efe ile Kıllıoğlu Hüseyin Efe çeteleriyle birlikte genç subaylar grubuna katılmış oldu. Aydın’da Kuvayımilliye’nin kurulmasını sağlayan bu girişimin başlangıcında 17 kişi yer aldı, çeteye katılanların sayısı her geçen gün arttı. Çete içinde teğmen, çavuş gibi askerlerle birlikte sivil memur ve kendi kızanları yer alıyordu. Yörük Ali Efe, bu dönemde çetesindeki zeybeklerden yöre halkına ve askerler arasında saygı duyulan güvenilir bir kişi oldu.

Kuvayımilliye müfrezesinin ilk yaptığı baskın Büyük Menderes bölgesinde Yunan ordusunun elinde bulunan Malgaç Çayı üzerindeki demiryolu köprüsüdür. Sultanhisar’ın 1,5 km. doğusunda bulunan demiryolu köprüsü Malkoç (Malgaç) Köprüsü adıyla bilinmektedir. Yunan kuvvetleri, Nazilli’de bulundukları sürece personel ve ikmal nakliyatını demiryolu üzerinden yaptıkları için bu kritik köprüyü emniyete almak zorunda idiler. Yörük Ali Efe Çetesi 16/17 Haziran 1919’da Malgaç Çayı köprü baskınını altmış iki kişilik bir grupla gerçekleştirdi. Baskın sonucunda Malgaç Köprüsü ve demiryolu tahrip edilmekle kalmadı, Yunan karakol kuvvetlerinin imhası ile çok sayıda silah ve cephanenin ele geçirilmesi sağlandı.

Yörük Ali Efe, Malgaç baskınından sonra çetesiyle 20 Haziran 1919 Cuma günü Nazilli’ye girdi. Yunanlar bu sırada sessizce Aydın’a doğru çekilmişlerdi. Nazilli’den sonra Yunanlar tarafından 27 Mayıs 1919’da işgal edilen Aydın’ın Millî Kuvvetler tarafından 30 Haziran 1919’da geri alınışında önemli rol oynadı. Bu harekât Kuvayımilliye’nin düzenli, kendisinden çok üstün ve modern bir orduya karşı ilk başarılı harekâtıdır. Kuvayımilliye güçlerinin eline geçen Aydın üç gün sonra Yunan kuvvetleri tarafından tekrar işgal edildi (4 Temmuz 1919).  Millî Mücadele Dönemi içinde Yunanlara karşı daha etkin mücadele edebilmek amacıyla Menderes Ovası’nda biri Demirci Mehmet Efe’ye diğeri Yörük Ali Efe’ye mensup müfrezeler biner kişilik iki tabur hâline getirildi. 57. Tümen Komutanı Miralay Şefik (Aker) Bey’in desteği ile oluşturulan bu birliklerden Demirci Mehmet Efe’ninki “Millî Menderes Alayı” adını alırken Yörük Ali Efe’nin kontrolünde bulunan alaya “Millî Aydın Alayı” adı verildi. Yörük Ali Efe, “Aydın Güney Bölgesi Komutanı” olarak Umurlu’nun Çayyüzü köyünde karargâhını kurdu.

Batı Cephesi’nde düzenli ordu kuruluncaya kadar bu bölgedeki çatışmalarda Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe ile beraber Yunanların ilerleyişine engel oldu. İki efe arasındaki işbirliği zaman zaman hâkimiyet mücadelesine de dönüşmüş özellikle Millî Mücadele’nin başlangıç aşamasında birtakım çekişmeler yaşanmıştır. Efeler arasındaki en büyük çatışma “Denizli Hadisesi” olarak tarihe geçen olaydır. Ankara’da da büyük çapta yansımaları olan bu olay, Meclise yansımış Mustafa Kemal ile efeler arasında yazışmalar olmuştur. Mustafa Kemal yaşanan çatışmada tarafsız kalmış, bölgenin kontrol altına alınabilmesi için bir kumandan gönderileceğini bildirmiştir.

Yörük Ali Efe, düzenli ordu birlikleri kurulduktan sonra da bölgede etkinliğini devam ettirdi. Özellikle asayişsizlik olaylarının çözümünde bölgedeki idari birimler ondan yardım istemişlerdi. Başında bulunduğu Millî Aydın Alayı ile Muğla, Çine, Nazilli ve Denizli Heyet-i Merkeziyeleriyle işbirliği içinde istiklal mücadelesini yürüttü. Çerkez Ethem’in Ankara hükûmetini devirmek için kendisine ilettiği işbirliği tekliflerine itibar etmedi. Tam aksine bu teklifi getirenleri tevkif ederek Ankara İstiklal Mahkemesi’ne gönderdi ve idam ettirdi. Batı Cephesi’nde düzenli ordunun kurulmasıyla Yörük Ali Efe kuvvetleri  -37. Alay ismini alarak- 57. Tümen’e katıldı. Millî Mücadele Dönemi ve Kurtuluş Savaşı’ndaki hizmetleri nedeniyle İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra bir süre İzmir’de yaşadı. Daha sonra Aydın iline bağlı Yenipazar bucağına yerleşerek burada çiftçilikle uğraştı. 1925 yılında İzmir’de geçirdiği atlı tramvay kazası sonucunda iki bacağı diz kapakları altından kesildi. Okuma yazmayı yirmi beş yaşında öğrenen Yörük Ali Efe, kalan yaşamında “okumayı” çok ayrıcalıklı bir yerde tuttu. 1934’te “Yörük” soyadını aldı. 1951 yılında öldü; vasiyeti üzerine Yenipazar’da toprağa verildi. Yörük Ali Efe, Güneybatı Ege’nin Millî Aydın Alayı Komutanı olduğu kadar, Türkiye Cumhuriyeti ordusunda Albay rütbesiyle görev yapan ulusal kahramandır. Adına yakılmış türkülerle birlikte bugün, Aydın’da, Aydın Belediyesince yaptırılan bir heykeli bulunmaktadır.

Derya GENÇ ACAR

KAYNAKÇA

AKKOYUN, Turan, Milli Mücadele’de Aydın Kuva-yı Milliyesi, Kümbet Yayınları, Afyonkarahisar 2014.

ALPKAYA, Şükrü Oğuz, Yörük Ali Efe, Der. Atilla Oral, Demkar Yayınevi, İstanbul 2009.

APAK, Rahmi, İstiklâl Savaşı’nda Garp Cephesi Nasıl Kuruldu, Güven Basımevi, İstanbul 1942.

AYDINEL, Sıtkı, “Kuva-yı Milliye ve Yörük Ali Efe”, Milli Mücadele’de Aydın Sancağı ve Yörük Ali Efe, Ed. Günver Güneş, Mehmet Başaran, Aydın Belediye Başkanlığı Yay., Aydın 2007, s.95-106.

DEMİRAYAK, Sadettin, Kuva-yı Milliye’nin Aydın’da Doğuşu (Yörük Ali Efe ve Demirci Mehmet Efe’nin Faaliyetleri), Tuna Ofset Matbaası, Aydın 2007.

GÖKBEL, Asaf, Millî Mücadele’de Aydın, Coşkun Matbaası, Aydın 1964.

KANDEMİR, Feridun, “Efeler Diyarında, Yörük Ali Efe Hatıralarını Anlatıyor”, Tasvir-i Efkâr Gazetesi, 5, 8, 9 Mayıs1940.

SÜRGEVİL, Sabri, “Milli Mücadele ve Yörük Ali Efe”, Milli Mücadele’de Aydın Sancağı ve Yörük Ali Efe, Ed. Günver Güneş, Mehmet Başaran, Aydın Belediye Başkanlığı Yay., Aydın 2007, s.137-145.

02/03/2024 tarihinde https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/yoruk-ali-efe-1896-1951/ adresinden erişilmiştir

Benzer Yazılar