Refi’ Cevad Ulunay ve Alemdar Gazetesi

26 Mar

Refi’ Cevad Ulunay ve Alemdar Gazetesi

Refi’ Cevad Ulunay ve Alemdar Gazetesi

Refi’ Cevad’ın Yaşamı ve Eserleri

Refi’ Cevad Ulunay

II. Meşrutiyet, Millî Mücadele ve Cumhuriyet dönemi Türk basının güçlü ve muhalif kalemi olan Refi’ Cevad, babasının memuriyetle görevli olduğu Şam’da, 1890’da doğmuştur. Aslen Seydişehirli olup Konya’ya yerleşen bir aileye mensuptur. Annesi Makbule Hanım, babası ise Hakkâri ve Rize mutasarrıflığı ile Beypazarı kaymakamlığı görevlerinde de bulunmuş olan Ankara Valisi Ali Muhiddin Paşa’dır.

Ailesi, büyük dedesi Mehmet Şerif Efendi’den itibaren Osmanlı bürokrasisinde çeşitli görevlerde bulunmuştur. Amcası Mehmet Emin Efendi, Konya İdare Meclisi Başkâtibiyken, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Konya mebusu seçilerek, I. ve II. devre Konya mebusluğu yapmıştır. Ailesinin ilk çocuğu olan Refi’ Cevad, babasının görev yerinin Anadolu’da ve Suriye’de sık sık değişmesi nedeniyle Şam Defterdarlığından emekli olan dedesi tarafından İstanbul’a götürülmüş ve çocukluğu Vefa’daki bir konakta geçmiştir.

Refi’ Cevad, ilkokulu Vefa’da Taşmektep’te, ortaokulu ise Veznecilerdeki Şemsü’l-Maarif isimli özel ortaokulda tamamlamıştır. Bu okuldaki eğitimi sırasında Refik Halit (Karay) ile başlayan arkadaşlığı daha sonra Galatasaray Lisesi’nde, gazetecilik yaşamında ve sürgün günlerinde bile devam etmiştir. Ortaokuldan sonra Mektebi Sultaniye yani Galatasaray Lisesine kayıt olan Refi’ Cevad, 1909’da Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuştur. Kendi deyimiyle, Fransa Siyasi Bilimler Fakültesi gibi işlev gören bu okulda iyi derecede Fransızca öğrenmiştir.

Galatasaray Lisesi’nde geçirdiği yıllar onun siyasi görüşünün oluşmasında etkili olmuştur. Bu okulda dönemin önemli edebi ve siyasi simalarından dersler almıştır. Hocaları arasında Joseph Von Hammer’in, Osmanlı Tarihi’ni dilimize çeviren Ata Bey, Servet-i Fünûn edebiyatının önemli isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem Bey, Muallim Feyzi Efendi, Rıfat Bey, Muallim Naci Bey ve Babanzade Naim Bey bulunmaktaydı. Ayrıca Hacı Zihni Efendi, Veled Çelebi, Mecid Efendi, Said Bey, Abdurrahman Şeref Bey ve Tevfik Fikret de Galatasaray’daki hocaları arasındaydı.

Refi’ Cevad, gazetecilik mesleğine 1908’de Ferda gazetesinde başlamıştır. 1909’da Tanin gazetesinin saray muhabiri olmuştur. Bir süre sonra ise İkdam gazetesine geçmiş ve yazı işleri müdürü olan Yunus Nadi (Abalığolu) Bey’e yardımcı olmuştur. Daha sonra yeniden Tanin gazetesine dönen Refi’ Cevad, bir süre sonra Şehrah gazetesine geçerek bu gazetenin yazı işleri müdürlüğü görevini üstlenmiştir. II. Meşrutiyet döneminin karışık siyasi ortamında Hürriyet ve İtilaf Fırkasına girerek siyasetin içerisinde de aktif şekilde yer almıştır.

Refi’ Cevad, 3 Kasım 1910-10 Ekim 1912 tarihleri arasında yayınlanan Gıdık gazetesinde de zaman zaman yazılar yayınlamıştır. Gazetenin otuz altı sayısına başyazarlık yapan Refi’ Cevad, “Arı, R.C. , Nokta, Virgül” gibi müstear isimlerle toplam 68 yazı kaleme almıştır. Ancak onun basın dünyasındaki ünü detayları hakkında ileride bilgi vereceğimiz Alemdar gazetesiyle olmuştur.

Refi’ Cevad, 11 Haziran 1913’teki Mahmut Şevket Paşa suikastından sonra İttihat ve Terakki Fırkası tarafından birçok muhalif isimle birlikte Sinop’a sürgüne gönderilmiştir. Bu nedenle çıkarmakta olduğu Alemdar gazetesi de kapanmıştır. Kısa bir süre sonra başlayan I. Dünya Savaşı sırasında Rus gemilerinin Sinop’u bombalaması üzerine sürgün yeri değiştirilerek Çorum’a gönderilmiştir. Çorum’daki sürgünü sırasında Dâhiliye Nazırı Talat Paşa’ya gönderdiği 11 Aralık 1916 tarihli dilekçesi ile affını istemiştir. Refi’ Cevad, dilekçesinde üç yıl Sinop’ta sürgün hayatı yaşadığını, sürgünde bulunan bazı kişilerin kaçtığını, bazılarının ise affedildiğini belirterek, kendisinin ne kaçtığını ne de tahliye edildiğini hatta bununla da yetinilmeyerek Çorum’a gönderildiğini ifade etmiştir. Yaşadığı olaylar nedeniyle genç yaşında ihtiyar bir görünüm kazandığını da belirten Refi’ Cevad, babasının emeklilik sonrasında Konya’ya döndüğünü, amcası Veled Çelebi’nin ise Konya Mevlana Dergâhı postnişi olduğunu belirterek aile fertlerinin hatırına affını istemiştir. Aynı dilekçesinde Çorum’da yaşadığı zor şartlar nedeniyle hastalandığını ve bu durumuna dair raporlar aldığını da belirtmiştir.

20 Aralık 1916’da ise Ankara Mutasarrıflığına bir dilekçe gönderen Refi’ Cevad, bu dilekçesinde dört senedir günahsız yere sürgünden sürgüne gönderildiğini, vatana hizmet edeceği yerde maddi ve manevi birçok şeyden mahrum kaldığını, sağlığının bozulduğunu ve bu durumun sürgünde düzelemeyeceğini belirtmiştir. Ayrıca Dâhiliye Nezaretine gönderdiği dilekçesinin ekinde yer alan doktor raporunun kontrol edilerek onaylanması için belediye doktoruna havale edilmesini de istemiştir.

Ankara Valiliği, 6 Ocak 1917’de Refi’ Cevad’ın taleplerini bir yazı ile hükümete iletmiştir. Bu yazıda Çorum’da bulunduğu sürede kötü halinin görülmediği ve nefsini terbiye ettiği belirtilmektedir. Ancak bütün bu bürokratik çabalara rağmen Refi’ Cevad affedilmemiştir. Sadece sürgün yeri Çorum’dan babasının ve amcasının bulunduğu Konya’ya alınmıştır. Onun sürgün hayatı ancak Talat Paşa’nın hükümetten çekilmesinden sonra 20 Ekim 1918’de sona ermiş ve İstanbul’a dönmüştür.

Refi’ Cevad’ın, İttihat ve Terakki’ye duyduğu nefret ve olayları değerlendirmedeki hataları onun Milli Mücadeleyi, İttihatçıların bir organizasyonu olarak görmesine neden olmuştur. Bu nedenle hem Kuvayı Milliye’yi hem de Mustafa Kemal Paşa’yı ağır bir şekilde eleştirmiştir. Padişahı kurtuluşun tek alternatifi olarak görmüş ayrıca İngiliz mandasını savunmuştur. Milli Mücadelenin başarıya ulaşması üzerine Refi’ Cevad, Lozan Barış görüşmelerinin başlamasını bile beklemeden 1922 yılı Kasım ayında İngilizlere sığınarak Türkiye’den ayrılmıştır.

Vatana ihanet suçuyla Ankara Asliye Ceza Mahkemesi tarafından idama mahkûm edilen Refi’ Cevad, Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin almış olduğu bir kararla 1924’te, 150’likler listesine dâhil edilmiştir. 1927’de ise vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Ülkeden ayrılmasından sonra bir süre Suriye’de kalan Refi’ Cevad, buradan Paris’e geçmiş ve uzun bir süre burada ikamet etmiştir. Paris’te bulunduğu ilk yıllarda Milli Mücadele yerine saltanat taraftarlığı görüşünü devam ettirmiştir. 150’likler içerisinde yer alan eski Dâhiliye Nazırı Mehmet Ali Bey’in çıkardığı “La Republique Enchainée (Zincire Vurulmuş Cumhuriyet)” isimli gazeteye Trabzonlu Ömer Fevzi ve firari Refik Bey ile katkıda bulunmuştur. Bu gazete Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet adamlarına ve inkılaplara karşı yazılarla doludur. Ancak bir süre sonra Mehmet Ali Bey ile aralarının açılması üzerine geçim sıkıntısı çekmeye başlamıştır. Bu dönemde Paris’te, Grant Bulvarı üzerindeki bir berber dükkânında “Jan” adıyla saç yıkayarak ve ortalık hizmeti yaparak geçimini sağlamıştır. Aslında yurt dışına çıktığı ilk günlerden itibaren maddi sıkıntılar çeken Refi’ Cevad, 1925’te Padişaha göndermek üzere bir mektup yazmıştır. Bu mektubunda ortaya çıkan inkılap hareketinin kendisine bağlı olanları “hazan rüzgârına tutulmuş” gibi darmadağın ettiğini söyleyerek, bu açıdan Ali Kemal’e gıpta ile bakılması gerektiğini, çünkü kendileri bin defa ölürken Ali Kemal’in bir defa ölerek kurtulduğunu belirtmiştir.

Refi’ Cevad, mektubunun devamında Padişaha hem sitem etmiş hem de sığınma talebinde bulunmuştur. Bükreş Elçiliğinin raporunda, “din ve millet haini, az bir paraya her şeyi satan ve yurda dönmesi uygun olmayan bir adam” olarak nitelendirilen Refi’ Cevad, 1932’de garajlarda otomobil yıkayarak, berber dükkânlarına kahve ve su taşıyarak geçimini sağlamıştır. Aleyhte bir davranışı görülmemekle birlikte, kişiliği gereği ve maddi sıkıntıları nedeniyle aleyhte ve lehte bir fırsatı kaçırmayacağı ihtimali dikkate alınarak Paris Konsolosluğu tarafından takip edilmiştir.

Paris’te bulunduğu dönemde Gümülcineli İsmail, Ömer Fevzi ve Tahir Ali gibi diğer bazı 150’likler ile görüştüğü bilinen Refi’ Cevad, 150’likler tarafından ikiyüzlülükle suçlanmıştır. Hatta Mehmet Ali Bey, Tahir Ali ile Refi’ Cevad’ı 1928’de aralarında yaptıkları anlaşmaları Ankara’ya ihbar etmekle suçlamıştır. Bu nedenle Mehmet Ali Bey ile arası iyice açılmış ve maddi sıkıntılarına çare aramaya başlamıştır. Bu süreçte Natan Sinemasında bilet kontrolörü olarak çalışmıştır.

Refi’ Cevad, içerisine düştüğü maddi sıkıntılar sonrasında gerek Türkiye Cumhuriyeti’ni gerekse de Mustafa Kemal Paşa’yı daha farklı değerlendirmeye başlamış ve Cumhuriyet aleyhtarı hareketlerden uzak durmuştur. 1933’teki af söylentilerinden sonra “Başvekil Hazretleri” başlığı ile yazdığı mektubunda kısaca “tahsiline, terbiyesine ve tecrübesine acıyarak, gurbet felaketi içinde heder olan hayatının bu durumuna son verilmesini” istemiştir. Ancak bu isteği karşılık bulmamıştır. 1935’te ise Atatürk’ün hastalığı ile ilgili haberlerin duyulmasından sonra kaleme aldığı mektubunda üzüntüsünü dile getirmiştir. 1938’de bütün 150’liklerin affedilmesi üzerine yurda dönmüştür.

Refi’ Cevad’ın, gazeteciliğini 1938’den önce ve sonra olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. Sürgün hayatının sona ermesinden sonra gazetecilik mesleğine geri dönmüştür. Bu yeni dönemde 1940-1944 yılları arasında Tan gazetesinde, 1944-1952 yılları arasında Yeni Sabah gazetesi ile Salon dergisinde, 1952’de Hizmet’te, 1953-1968 yılları arasında ise Milliyet gazetesinde yazarlık yapmıştır. Bu gazetede yer alan “Takvimden Bir Yaprak” isimli köşesinde anı, gezi, edebiyat, tiyatro ve müzik yazıları kaleme almıştır. 1938’den sonraki süreçte devrinin en önemli gazetecilerinden biri olmuştur. Gazetecilik mesleğinin püf noktalarını hocam dediği Yunus Nadi’den öğrendiğini belirtmektedir. Ayrıca İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet Bey’in de üzerinde hocalık hakkı bulunduğunu ifade etmektedir.

Türk basının 58 yıllık usta kalemi olan Refi’ Cevad, 78 yaşında iken 4 Kasım 1968 Pazartesi günü saat 07.15’te İstanbul’da vefat etmiştir. Amcası Veled Çelebi tarafından kendisine gönderilen şecereye göre Mevlana soyundan gelen ve bununla her fırsatta iftihar eden Refi’ Cevad’ın cenazesi vasiyeti üzerine 7 Kasım 1968 Perşembe günü Konya’da, Mevlana Türbesinin karşısındaki Üçler Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Refi’ Cevad, usta bir gazeteci olmasının yanı sıra üretken de bir yazardı. Roman, hikâye, piyes, gezi yazısı, hatıra, tercüme ve inceleme alanlarında birçok eser yazmıştır. 1910-1959 yılları arasında 11 adet roman kaleme almıştır. Bu romanlardan dördü tefrika halinde yayınlanırken yedi tanesi kitap olarak basılmıştır. Kitap olarak basılan romanları arasında Üçler (1921), Köle (1941), Sayılı Fırtınalar (1955, Bu eser 1994’te ‘Eski İstanbul Kabadayıları Sayılı Fırtınalar’ adıyla yeniden yayınlanmıştır), Dağlar Kralı Balıkçı Ethem (1955), Eski İstanbul Yosmaları (1959), Mermer Köşkün Sahibi (1959) ve Bir Başka Âlem (1964) bulunmaktadır. Tefrika halinde yayınlanmış romanları ise Mebusun Aşkı (Gıdık), Hazreti Ali (Milliyet), Selahaddin Eyyubi (Tan) ve Barbaros’un Aşkı (Yeni Sabah) isimli eserleridir. Bununla birlikte Ferdâ, Kalem, Alemdar, Gıdık, Peyam-ı Sabah, Yeni Kalem, Tan ve Mizah’ta yayınlanmış 86 adet de hikâyesi bulunmaktadır. Bu hikâyeler gazete ve dergilerde tefrika olarak kalmış kitap olarak yayınlanmamıştır. Ayrıca Refi’ Cevad’ın, gazetelerde ve dergilerde tespit edilmiş otuz bir adet de piyesi bulunmaktadır. Bu piyesler de gazete sayfalarında kalmıştır. Gezi yazıları ise “Hindistan’da Gördüklerimiz” ve “İhtişam Diyarı Hindistan” isimli eserlerde toplanmıştır. Hatıralarını ise “Sürgün Hatıraları: Menfâlar ve Menfîler”, “Enkaz Arasında”, “Bu Gözler Neler Gördü” isimli eserlerinde toplamıştır. Refi’ Cevad’ın, “Rıza Tevfik Şiirleri ve Mektupları” isimli bir de inceleme eseri bulunmaktadır. Refi Cevad ayrıca birçok eseri tercüme yoluyla dilimize kazandırmıştır. Bu eserlerden bazıları kitaplaşmış bazıları ise Tan, Yeni Sabah ve Alemdar gazetelerindeki tefrikalarıyla kalmıştır. Onun eserlerine dair ayrıntılı listeler ve açıklamalar Özgül Özbek Giray’ın doktora tezinde bulunmaktadır.  

Alemdar Gazetesi

Şehrah Serisinde Yayınlanmasından Mahmut Şevket Paşa Suikastı Sonrasında Kapanmasına Kadar Alemdar Gazetesi

Alemdar, 22 Ramazan 1329 16 Eylül 1911, Numro 39-130.

Alemdar gazetesi yayın hayatına Şehrah gazetesinin serisi içerisinde başlamıştır. Tanin ve İkdam gazetelerindeki görevleriyle gazetecilik mesleğine adım atmış olan Refi’ Cevad, Şehrah gazetesinde yazı işleri müdürü olarak görev almış ve gazeteyi çıkaran ekibin içerisinde bulunmuştur. 6 Nisan 1911’de Mehmet Hayrettin Bey tarafından imtiyazı alınan Şehrah, 27 Nisan 1911’de yayın hayatına başlamıştır. Gazetenin sahipleri Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa’nın oğulları olan Mehmet Hayrettin, Tahir Hayrettin ve Salih Hayrettin Beylerdi. II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında Tanin ve İkdam gibi güçlü gazetelerin karşısında birçok gazete kısa sürede kapanmışken Şehrah gazetesi geniş bir okuyucu kitlesine sahip olmuştur. Bu durumun nedenleri arasında gazetenin sahiplerinin ve yazarlarının seçkinliği, İttihat ve Terakkiye muhalifliği ve yazarlarından Zeki Bey’i siyasi bir cinayete kurban vermesi bulunmaktadır.

26 Mart 1912’ye kadar 308 sayı yayınlanan Şehrah gazetesi çeşitli nedenlerle 14 kez kapatılmıştır. Ancak hemen her seferinde ara vermeden farklı bir isimle yayın hayatına devam etmiştir. Şehrah, 8 Ağustos 1911’den 7 Aralık 1911’e kadar (dokuz günlük bir süre ve bayram tatilleri hariç) 109 gün Alemdar adıyla yayınlanmıştır. Bu süreçte Refi’ Cevad’ın gazeteye herhangi bir siyasi yazı ve katkısı olmamıştır. Ancak gerek gazetenin imtiyaz sahibi gerekse de müdürü olarak hem şöhret hem de okuyucu kazanmıştır.

Aslında Refi’ Cevad, Alemdar gazetesini çıkarmak için Dâhiliye Nezaretine, 11 Aralık 1910 (28 Teşrinisani 1326) tarihinde bir dilekçe vermişti. Bu dilekçeye Matbuat-ı Dâhiliye Müdüriyeti tarafından verilen cevapta gazete çıkarabilmesi için 21 yaşında olması gerektiği belirtilmiştir. 21 yaşına girdikten sonra 3 Mart 1911’de (17 Mart 1327) gazetesini çıkarmak için yeniden dilekçe veren Refi’ Cevad, bu başvurusuna olumlu cevap almıştır. Bu noktada belirtilmesi gereken husus Alemdar’ın, Şehrah serisi için düşünülmüş ve onun sahiplerinin yönlendirmesiyle imtiyazı alınmış bir gazete olmadığıdır. Ancak şurası da bir gerçektir ki Alemdar gazetesinin şöhret kazanması Şehrah serisi içerisinde olmuştur.

Refi’ Cevad, Alemdar gazetesini tamamen kendi sorumluluğunda ilk defa 13 Ağustos 1912’de yayınlamıştır. Gazetede “Memlekette şuun (havadisler) itibariyle mühim, makalat itibariyle acı fakat doğru sözlü bir akşam gazetesine olan ihtiyaç” belirtilmiş ve bir anlamda gazetenin yayınlanma amacı ortaya koyulmuştur. Refi’ Cevad, Alemdar’ın, Şehrah serisi içerisindeki son nüshasının numarası 109-209 olduğu için gazetesini 1-110 numarası ile yayınlamaya başlamıştır. Gazetenin sunuş yazısındaki ifadeler ve numara Şehrah serisi içerisindeki Alemdar’ı sahiplendiğini göstermektedir. Bununla birlikte muhalefet misyonunun daralıp İttihat ve Terakki üzerinde yoğunlaşması yayın hayatı boyunca Alemdar’ın en dikkat çekici özelliği olmuştur.

Alemdar’ın bizzat Refi Cevad tarafından yayınlandığı ilk dönemi 13 Ağustos 1912-12 Mayıs 1913 periyodudur. 9 aylık bu dönem iki yüz elli dört gün sürmüştür. Gazete, bu süreçte 13-14 Eylül 1912’de Ramazan Bayramının ilk iki günü, 20 Kasım 1912’de ise Kurban bayramının ilk günü yayınına ara vermiştir. Ayrıca Babıâli Baskınını izleyen 9 gün boyunca da yayınlanmamıştır. Gazete, baskın sonrasında kurulan Mahmut Şevket Paşa hükümetinin izin vermesi üzerine 5 gün farklı bir isimle yayınına devam etmiştir. Aynı hükümet döneminde 7-14 Mart 1913’te yayını 8 gün durdurulur. Alemdar’ın bu ilk müstakil yayın sürecinde Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Kâmil Paşa ve Mahmut Şevket Paşa kabineleri görev yapmıştır. Bu dönemde sık sık kapatılan gazete Şehrah, Nevrah, Yeni Yol, Meslek, Bedâhet, Mukavemet, Hedef, Takvimli Gazete, Teşrih, Âlem, Haberdar, Azim, Asildar gibi farklı isimlerle yayın hayatına devam etmiştir.

Alemdar’ın imtiyaz sahibi Refi’ Cevad olmakla birlikte gazeteyi Ahmet Kadri (Pehlivan Kadri) ile beraber çıkarmıştır. İşlediği cinayet nedeniyle 10 yıl hapse mahkûm olan ancak II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında afla hapisten çıkan Ahmet Kadri, sıkı bir İttihat ve Terakki muhalifidir.

Alemdar gazetesinin idari kadrosu zaman içerisinde değişikliğe uğramıştır. Gazetenin yayınlandığı farklı dönemlerde imtiyaz sahibi olarak genellikle Refi’ Cevad’ın ismi belirtilmiştir. Bununla birlikte Ahmet Kadri ve Tahir Said’in isimleri de zaman zaman imtiyaz sahibi olarak görülmektedir. Gazetenin müdürü olarak ise genellikle Ahmet Kadri’nin ismi görülür. Ancak bazı dönemlerde Refi’ Cevad, Babanzade Nüzhet ve Tahir Said’in isimleri de müdür olarak karşımıza çıkmaktadır. Gazetenin sekreterliği görevini ise Emin Lami’ üstlenmiştir.

Alemdar gazetesi şekli açıdan ve içerik bakımından düzenli ve zengin bir gazetedir. Şehrah gazetesinde görev yaptığı dönemde bu gazeteye temiz ve beğenilir bir çehre kazandırmış olan Refi’ Cevad, bu konularda Alemdar gazetesinde de başarılı olmuştur. Öyle ki N. Nazif Tepedelenlioğlu, Alemdar’ı zengin içerikli, doyurucu ve bıkılmadan okunan “devrine göre bir şaheser” olarak nitelendirmiştir.

Gazetenin ebatları döneme göre değişmiştir. Gazete, 58X41, 38X56, 40X61, 46X62.5, 30X47.5, 24X50 cm gibi farklı ebatlarda yayınlanmıştır. Genellikle dört sayfa olarak basılan Alemdarın her sayfası beş veya altı sütuna bölünmüştür. Alemdar gazetesi Cumartesi günleri ücretsiz olarak dağıtılan edebi nüshalar da yayınlamıştır.

Alemdar’ın ilk sayfasının ilk sütunundan itibaren bir başmakale, ardından da ikinci ve bazen de üçüncü bir makale yer almıştır. Gazetede Şuûn-u Mühimme (Önemli Havadisler), Telgraflar, Havadis-i Hariciye, Havadis-i Dâhiliye ve İlanlar gibi başlıklar bulunmaktaydı. Zaman zaman yayınlanan fotoğraflar, siyasi içerikli karikatürler ve Balkan Savaşları sırasında yayınlanan harita gazeteye görsel bir zenginlik katmıştır.

Alemdar gazetesinin yayın hayatına başladığı dönemde gazetelerin tirajında başyazıların önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Alemdar’ın, Refi’ Cevad yönetiminde yayın hayatına başladığı süreçte başyazılarının altında farklı isimlerin imzaları bulunmaktadır. Bu isimlerden bazıları Mehmet Sabri, Rıza Nur, Rıza Tevfik, Baha Tevfik, Mehmet Fazıl Reşit, Kemal Mithat, Pertev Tevfik, Nasuh Efendizade Ömer Hayri Efendi ve Abdurrahman Adil’dir. Gazetenin ilk yayın sürecinde Refi’ Cevad sadece bir başyazı kaleme almıştır.

Gazetenin bazen ilk bazen ise iç sayfalarında “Kirpi Diyor ki” isimli köşesinde Refik Halit’in “Kirpi” mahlaslı hicivleri yer bulmuştur. Ayrıca Hüseyin Kâmi, Nazım, M. Bahaeddin, Serazat, Ahmet Mithat, Kıbrıslı Şevket ve Halit Fahri’nin isimlerine ve mahlaslarına da rastlanmaktadır. Bunların yanı sıra Behram Molla, Ahmet Fuat, Müfit Ratıp, Hüseyin F. , Fuat Şükrü, Vasfi, Basri, Halil Nehar, Halide Nusret, Doktor Ferit Niyazi, Eşref ve Ahmet Şükrü de azda olsa gazetede yer bulan isimler arasındadır. Ertuğrul Şaban, İsmail Şeyda, İsmail ve Mehmet Cemil Beyler de gazetenin muhabir kadrosundaki isimlerden bazılarıdır.

21 Ağustos 1912’den itibaren gazetenin ilk sayfasında gündeme dair olaylara, tarihî hikâyelerle göndermeler yapan “Efsane-i Eyyam” köşesi yayınlanmıştır. Günün masalları anlamına gelen bu bölüm başlangıçta imzasız olarak yayınlanmışken 5 Kasım 1912’den itibaren bu bölümde Nasreddin Hoca mahlası kullanılmıştır. Gazetenin yayın hayatına başladığı ilk günlerde “Tezkiye-i Felek” ve “Şiir-i Hamaset” isimli bir şiir bölümü de yer almıştır. Ayrıca zaman içerisinde tefrikalara ve tercümelere de yer verilmiştir.

Alemdar gazetesi bu dönemde bir akşam gazetesi olarak yayınlanmıştır. Yayın süreci boyunca gazetenin ismi manşeti ortalayan büyükçe bir klişe şeklinde verilmiştir. Manşetin üstündeki satırın sağında ise sayı bilgisi bulunmaktadır. Devamında günün hicri tarihi, ortada gün ismi, solda ise Rumi ve Miladi tarihler yer almıştır. Gazetenin tirajı hakkında resmi bir bilgi yoktur. Ancak Balkan Savaşları gibi önemli olayların meydana geldiği günlerde gazete günde iki defa basılmış ve tirajı da artmıştır.

Alemdarın bu dönemdeki yayın hayatı daha önce de belirttiğimiz gibi 11 Haziran 1913’teki Mahmut Şevket Paşa suikastından sonra Refi’ Cevat’ın sürgüne gönderilmesiyle sona ermiştir.

Mütareke Döneminde Alemdar Gazetesi

Refi’ Cevad’ın, Sinop’ta başlayıp Çorum ve Konya’da devam eden sürgün hayatı 20 Ekim 1918’de bitmiştir. Bundan sonra İstanbul’a dönen Refi’ Cevad, Alemdar gazetesini 15 Aralık 1918’de yani Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından yaklaşık bir buçuk ay sonra yeniden yayınlamaya başlamıştır.

Alemdar gazetesinin Mütareke dönemindeki yayın hayatı kesintilerle birlikte 23 Eylül 1921’e kadar yaklaşık üç yıl sürmüştür. Bu süreçte 880 sayı yayınlanmıştır. Mütareke döneminde Alemdar gazetesi daha önce olduğu gibi sık sık isim değiştirmemiştir. Sadece yayın sürecinin başında birer gün A’lemdar, Asildar ve Âlem isimleriyle yayınlanmıştır. Mütarekenin hengameli günlerinde bir kez tatil edilmiştir. Bu tatil, 5 Şubat 1919’da dönemin Polis Müdürü Halil Bey’e yönelik haberler nedeniyle olmuştur. Gazete bu kesinti dışında sansür heyeti veya hükümet tarafından herhangi bir kapatmaya maruz kalmamış, İttihat ve Terakki hükümetleri döneminden daha serbest bir şekilde yayınlanmıştır.

Alemdar’ın bu dönemdeki sahibi yine Refi’ Cevad’tır. Ahmet Kadri ise daha çok maddî destek sağlayan ortak konumundadır. Bu dönemde Refi’ Cevad, gazetenin ilk dönemine göre gazetecilik işleriyle daha yakından ilgilenmiştir. Alemdar, Mütareke dönemi boyunca sadece Refi’ Cevad’ın yönetiminde kalmamıştır. 1920’de iki defa ortak edinmiş, 1921 Martında ise yeni bir yönetimle yayınlanmıştır.  Bunun sürdürülememesi üzerine yayın hayatı bir süre duran Alemdar, aynı yılın yaz aylarında eski muhalif üslubuyla Refi’ Cevad yönetiminde iki kez daha yayınlanmaya çalışılmıştır. Bu noktada bilinmesi gereken husus gazetenin yönetimine farklı isimler girse bile gazetenin bilinirliği Refi’ Cevad’ın keskin kalemiyle olmuş ve Mütareke dönemi literatüründe Alemdar adı Refi’ Cevad’la özdeşleşmiştir.

Alemdar gazetesi bu dönemde diğer gazetelere göre daha küçük boyutta basılmıştır. Gazetenin ebadındaki bu küçülme bir farklılık meydana getirme çabasından çok ekonomik nedenlerle ilişkilidir. Mütareke dönemi serisinde de gazetenin ismi büyük puntolu klişe ile sayfanın üst ortasında yer almıştır. Manşetin sağındaki bölümde imtiyaz sahibi ve başyazarının Refi’ Cevad olduğu koyu puntolarla belirtilmiştir. Bunun altında ise abonelik şartlarına yer verilmiştir. Manşette uzun bir süre fiyat bilgisine yer verilmemiştir. Manşet kısmında klişenin hemen altında ise gazetenin sloganı “Her Gün Sabahları Neşr Olunur, Müstakil’ül-Efkâr Osmanlı Gazetesidir” şeklinde verilmiştir. Ancak 28 Mart 1921’de, Mahir Sait’in yönetiminde yayınlandığı dönemde gazete “Saltanat-ı Meşruta Taraftarıdır” sloganıyla yayınlanmıştır.

Alemdar gazetesi Mütareke döneminde sabah gazetesi olarak yayınlanmıştır. Gazete bu dönemde Matbaa-ı Osmaniye, Kader Matbaası, Minber Matbaası, Kadınlar Dünyası Matbaası, Beyoğlu Antant Matbaası ve Alemdar Matbaası gibi farklı matbaalarda basılmıştır. Burada belirtilmesi gereken bir husus Alemdar’ın klişesinde yer alan ve gazetenin künyesini oluşturan bilgilerin içeriğinin, yerinin ve şeklinin sık sık değiştiğidir. Bu değişiklikler genelde gazete yeni bir ortak aldığında veya yönetim ve sayfa ebatı değiştiğinde meydana gelmiştir.

Alemdar’ın ilk yayın döneminde olduğu gibi Mütareke döneminde de ikili numara sistemi kullanılmıştır. Mütareke döneminde yayınlanan ilk nüshada sayı bilgisi “Aded: 1-1316” şeklinde verilmiştir. Ancak buradaki 1316 rakamının nereden geldiği belli değildir. Çünkü ne önceki serideki Alemdar’ın numarası ne de o serinin devredildiği Azim’in numarası bu sayıya ulaşmamıştı. Alemdar’ın yayınlanamadığı günler de dâhil edilerek hesaplanmış olsa bu kez bu rakamdan daha büyük bir rakamın kullanılması gerekirdi. Tarih ile de bir ilgisi olmayan bu başlangıç devir numarasının olsa olsa köklü bir geçmişin devamı olduğunu göstermek için seçilen rastgele bir sayı olduğu düşünülmektedir.

Mütareke döneminde de Alemdar’ın ilk sayfasında bir başyazı bulunmaktaydı. Bu yazı gazetenin genel siyasetinin en somut ifade edildiği yerdi. Bu başyazıyı takip eden sütunda ise iç ve dış haberlere yer verilmişti. Bu haberler için bazen “Müstahberât-ı Hususiye”  bazen de “Siyasiyat” başlıkları kullanılmıştır. Ancak en sık kullanılan başlık “Şuûn” olmuştur. Gazetenin ilk sayfasında, yeri hemen hemen hiç değişmeyen ve sayfanın sol altında yer alan Nasreddin Hoca imzalı “Efsane-i Eyyam” köşesi de bulunmaktaydı. Ayrıca bazen ilk bazen de ikinci sayfada yayınlanan “Menfalar/Menfiler” başlıklı hatıralar ise Refi’ Cevad tarafından kaleme alınmıştır.

Gazetenin iki sayfa çıktığı günlerde ikinci sayfa, ilk sayfada yer bulamayan haberlere, ilanlara ve reklamlara ayrılmıştır. Gazetenin dört sayfa yayınlandığı günlerde ise ilk sayfaya ikinci bir köşe yazısı alınmış ve haberler daha geniş aktarılmıştır. 1920’de dört ay iç sayfalarda “Kısm-ı Edebi” isimli bir bölüme yer verilmiştir. Halide Nusret (Zorlutuna), Mahir Şevket ve Yusuf Ziya (Ortaç) gibi edebiyatçıların yönetiminde yayınlanan bu bölümde birçok yazı ve şiir yayınlanmıştır. Gazetenin son sayfaları ise ilanlara ve reklamlara ayrılmıştır. Reklamların kapladığı yer dikkate alındığında gazetenin ne kadar rağbet gördüğü tahmin edilebilir.

Mütareke döneminde Alemdar’ın başyazarı tartışmasız şekilde Refi’ Cevad’tır. Ancak onun dışında başyazar olarak karşımıza çıkan başka isimler de bulunmaktadır. Bunlardan ilk üç yıldız (***) sembolünü mahlas olarak kullanan ve yüze yakın başyazıda imzası bulunan meçhul bir isimdir. Gazetenin 1912-1913 döneminde de görülen bu imzanın kime ait olduğu tespit edilememiştir. Bununla birlikte Refi’ Cevad’a ait ikinci bir mahlas olmadığı da anlaşılmıştır.

Bu dönemde gazetede başyazar olarak yazısı bulunan diğer bazı isimler arasında Mustafa Sabri, Kâşif Dehri, Mesutzade, Refik Halit, Hafız İsmail, Asaf Muammer, Rıza Tevfik, Cenap Şehabettin, Ali Füruzan, Hüseyin Şükrü, Said Molla, Ahmet Rasim ve Yusuf Ziya bulunmaktadır. Birçok yazarı kadrosunda barındırmış olan Alemdar adeta bir gazetecilik okulu gibi faaliyet göstermiş ve içlerinde Münir Süleyman (Çapanoğlu), Cemalettin (Saraçoğlu) ve Sedat (Simavi) gibi geleceğin gazetecilerinin de bulunduğu birçok ismin yetişmesine katkı sağlamıştır.

Mütareke dönemi Alemdarında fotoğraf, harita ve resim gibi görsel malzemeler sıkça kullanılmıştır. Gazetenin yazar kadrosunun geniş olması, sansasyonel haberlere yer vermesi ve aşırıya kaçan yorumlar içermesi tanınırlığının ve tirajının artmasında etkili olmuştur. Alemdar, bu özellikleriyle döneme dair araştırmalar için önemli bir kaynak niteliği kazanmıştır.

Refi’ Cevad, Mütareke döneminde İttihat ve Terakki’ye olan kinini Alemdar gazetesi ile kurumsallaştırmıştır. Gazetesini İttihat ve Terakki düşmanlığını sergileme alanı ve intikam alma aracı olarak kullanmıştır. Bu amaçla Alemdar’ı hakaret, tehdit ve hatta şantaj aracı olarak kullanmış ve İttihatçı düşmanlığını adeta geçim vasıtası haline getirmiştir. Refi’ Cevad ve Alemdar’ın Mütareke dönemi hükümetlerine desteği ve hükümetlerden beklentisi Hürriyet ve İtilaf yakınlığı-İttihat ve Terakki düşmanlığı ile doğru orantılı olmuştur. Bu nedenle bu dönemdeki Tevfik Paşa ve Damat Ferit Paşa kabinelerini desteklemiştir.

Refi’ Cevad ve Alemdarın Anadolu’daki Millî Mücadele hareketine bakışı da daima İttihatçılık zaviyesinden olmuştur. Milli Mücadele hareketi, İttihatçıların yönetimi ele geçirmek için giriştikleri bir teşebbüs olarak nitelendirilmiştir. Bu durum aslında Refi’ Cevad’ın yanılgısının da başlangıç noktası olmuştur. Vehmi nedeniyle işgal kuvvetlerini İttihatçılığa karşı bir kurtarıcı olarak görmüş, milli duyguları anlamamıştır. O, Alemdar’ın 19 Mart 1920 tarihli sayısında “Kuvayı Milliye adı altında yaptıkları kötülükleri alkışlaya alkışlaya bu milletin başına bu felaketleri getirenleri asla unutmayız” dediği gibi gazetenin 23 Mart tarihli sayısında ise cüretini daha da arttırarak “Genel savaşta cahilce hesaplarından başka bir mühen göstermedikleri halde, mütarekeden sonra Zaloğlu Rüstem kesilen o serserilerde bir zerre namus ve haya olsa, bir zerre vatan muhabbeti bulunsa, sebebiyet verdikleri bu faciaya karşı beyinsiz kafalarını çoktan patlatırlar, uğursuz varlıklarına nihayet vererek kurban eyledikleri mağdur milletin içten gelen âlicenaplığına mazhar olurlardı.” demiş ve Milliye Mücadeleyi yönetenlere karşı olan nefretini ortaya koymuştur. Refi’ Cevad, memleketin kurtuluşu için İngiliz yardımının zorunlu olduğunu da savunmuştur. Bu nedenle gazetesi İtilaf devletlerinin özellikle de İngiltere’nin bir propaganda aracı haline dönüşmüştür.

Refi’ Cevad dışında gazetenin yazarlarından Refik Halit de bazen “Kirpi” bazen “Aydede” genellikle de “Refik Halit” imzasıyla Millî Mücadele aleyhine yazılar yazmıştır. Refik Halit, 20 Ocak 1920 tarihli yazısında “…Hâla idrak etmek istemiyorlardı ki ‘Harekat-ı Milliye’ namı altında döndürülen bütün o karışık dolapların maksat ve gayesini artık bilmeyen anlamayan kalmadı. Neler yapıldığını ve yapılmakta olduğunu da artık kör gördü, sağır işitti.” diyerek Millî Mücadeleye bakışını ortaya koymuştur.  Ayrıca Hafız İsmail, Dr. Selahattin, Muammer Asaf, Mustafa Sabri ve Nasreddin Hoca imzalı yazılarda da Millî Mücadeleyi yönetenler “serseri, serseri başı ve çete reisi” olarak nitelendirilmiştir.

Alemdar gazetesi ile diğer bazı İstanbul gazetelerinin Kuvayı Milliye’ye şiddetle karşı çıkmaları üzerine Mustafa Kemal Paşa, 23 Mart 1920’de, Ankara’dan kolordulara bir telgraf göndermiştir. Bu telgrafta düşmanın hesabına çalışan Peyam-ı Sabah, Serbesti, Alemdar ve Antant gazeteleri ile Rumca ve Ermenice yayın yapan gazetelerin Anadolu’ya sokulmamasını emretmiştir.

Millî Mücadeleye karşı sert bir muhalefet yönettiği yukarıdaki örnek metinlerden de anlaşılan Alemdar gazetesinin muhalif sesi 1 Mart 1921’de kesilmiştir. Ankara hükümetine bağlı düzenli ordunun işgalci Yunan kuvvetlerine karşı kazandığı I. İnönü Zaferi ve devamındaki Londra Konferansı sonrasında gazetenin dönüş yapma çabaları yayın hayatını sürdürmesi için yeterli olmamıştır.

Gazete dört haftalık bir aradan sonra 28 Mart 1921’de sadece “Saltanat-ı Meşruta Taraftarıdır” sloganıyla gayri siyasi bir kisveyle yayınlanmaya başlanmıştır. Bu politika değişikliğine rağmen tutunamayan Alemdar, Mayıs ayı içerisinde bir hafta daha ara vermek zorunda kalmıştır. 10 Haziran 1921’de yayınına ara veren Alemdar, 7-10 Temmuz 1921 tarihleri arasında Millî Mücadeleye muhalif olan eski yayın politikası çerçevesinde yeni bir deneme yapmış ancak bunda da başarısız olmuştur.

Alemdar gazetesi, 1921 yılının Eylül ayında son kez yayınlanmıştır. 17-23 Eylül 1921 tarihleri arasında bir gün boşlukla yayınlanan ve adeta son defa varlık mücadelesi veren gazete, Temmuz ayındaki yayınından farklı olarak “Saltanat-ı Meşruta Taraftarıdır” sloganını çıkarmıştır. Sakarya Muharebesinin sonuna denk gelen bu günlerdeki yayının amacı; okuyucuları olaylardan günü gününe haberdar etmek şeklinde açıklanmıştır. Alemdar gazetesinin kapanmasında fikirlerinin tasvip edilmemesi ve eski satış rakamlarına ulaşamaması nedeniyle zarar etmesinin etkili olduğu düşünülmektedir.

Erol KARCI

KAYNAKÇA

Kitaplar

Cumhuriyetin 50. Yılında Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, Der. İhsan Ilgar, Kervan Yayınları, İstanbul, 1973.

Duman, Hasan, Osmanlı-Türk Süreli Yayınları ve Gazeteleri (1828-1928), Enformasyon ve Dokümantasyon Hizmetleri Vakfı, C. I, Ankara, 2000.

Ersaydı, Alper, Türklüğün Anadolu’dan Tasfiyesi, Alemdar Gazetesine Göre Mütarekede İttihatçılık, AKY Basım Yayın, İstanbul, 2011.

İnuğur, M. Nuri, Basın ve Yayın Tarihi, Der Yayınları, İstanbul, 1993.

Kocaoğlu, Bünyamin, Mütarekede İttihatçılık, İttihat ve Terakki Fırkasının Dağılması (1918-1920), Temel Yayınları, İstanbul, 2006.

Özkaya, Yücel, Milli Mücadele Atatürk ve Basın (1919-1921), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 1989.

Ulunay, Refii Cevad, Menfâlar/Menfîler, Sürgün Hatıraları, Yay. Haz. H. Hüsnü Kılıç, Arma Yayınları, İstanbul, 1999.

Ünal, Yenal, Yakın Dönem Türk Tarihinde Refik Halid Karay, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2013.

Yücebaş, Hilmi, Ulunay, Hayatı-Hatıraları-Eserleri, Arkın Dağıtım Limited Şirketi, İstanbul, ty.

Makaleler

Acehan, Abdullah, “Refii Cevad Ulunay ve Alemdar Gazetesi”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 188, Ekim 2010, ss. 119-138.

Giray, Özgül Özbek, “Refi Cevad Ulunay’ın Gazetecilik Üzerine Yazıları”, e-GİFDER, Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi, C. 7, Uluslararası Türk Dünyası Nasın Sempozyumu Özel Sayısı, Aralık 2019, ss. 1675-1693.

Oymak, Alparaslan, “Refi Cevad Ulunay’ın Eleştirmenliği”, Turkish Studies-İnternational Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 9/6, Spring 2014, ss. 827-841.

Uyanık, Necmi-Mıhçı, Sebahaddin, “Refi Cevat’ta Siyasi Düşüncenin Değişimi Üzerine”, Tarihin Peşinde, Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Y. 2014, S. 12, ss. 315-329.

Bildiriler

Karcı, Erol- Karcı, Betül, “ Vakit ve Alemdar Gazetelerine Göre Mütareke Dönemi (1 Kasım 1918-31 Ocak 1919)”, Mondros Mütarekesi’nin 100. Yılı: I. Dünya Savaşının Sonu Mütarekeler ve Barış Antlaşmaları Uluslararası Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 24-26 Ekim 2018, Kahramanmaraş, C. II, Ankara, 2019, ss.  773-817.

Tezler

Bingöl, Sedat, Yüzellilikler Meselesi, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1994.

Can, Muhammet, Gıdık Gazetesi, İnceleme, Tahlilî Fihrist, Seçme Metinler, Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türk Edebiyatı Yüksek Lisans Programı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2014.

Giray, Özgül Özbek, Kültür ve Edebiyat Hayatına Katkılarıyla Refi Cevad Ulunay, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ocak 2019.

Halıcı, Şaduman, Yüzellilikler, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir, 1998.

Mıhçı, Sebahaddin, Refi Cevad Ulunay ve Alemdar Gazetesi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Konya, 2020.

Tunç, Ahmet,  Alemdar Gazetesine Göre İstiklal Savaşı’nda İç Politika (1919-1921), İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Malatya, 2019.

Tüzün, Dilek, Türk Basın Hayatında Muhalif Bir Tavır: Alemdar Gazetesi (1919-1921), Aksaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Aksaray, 2019.

İnternet Kaynakları

http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/kutuphane3/sureli/00062_00130_1911M0915_124197.pdf (Erişim Tarihi: 27.02.2021)

http://www.oktayaras.com/refi-cevat-ulunay/tr/29513/rand/0/0/0/Refi%20Cevad/1

(Erişim Tarihi: 28.02.2021)


17/09/2021 tarihinde https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/refi-cevad-ulunay-ve-alemdar-gazetesi/ adresinden erişilmiştir

Benzer Yazılar