Kurtuluş Savaşı Edebiyatı

16 Şub

Kurtuluş Savaşı Edebiyatı

Kurtuluş Savaşı Edebiyatı

Kurtuluş Savaşı Edebiyatı, Türk topraklarını işgal eden yabancı güçlere karşı verilen mücadelenin işlendiği hikâye, roman, anı, şiir gibi edebî ürünler olarak tanımlanabilir. Daha geniş bir tanımla Kurtuluş Savaşı Edebiyatı, Mondros Mütarekesi’ne dayanan İtilaf Devletleri’nden Fransızların Urfa, Adana, Maraş’ı; İngilizlerin Erzurum, Trabzon, Samsun’dan başlayıp İzmit’e kadar uzanan bölgeyi, güneyde İtalyanların Muğla, Isparta, Antalya’yı işgali ve dış güçlerin desteği ile 15.05.1919 tarihinde Yunanlıların İzmir’e çıkmaları karşısında Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, Anadolu’da başlatılan teşkilatlanmanın, yapılan mücadelenin konu edildiği hikâye, roman, anı, şiir, destan gibi edebî ürünlerin oluşturduğu Türk Edebiyatının bir dönemidir. Kurtuluş Savaşı döneminde ortaya çıkan olayları, gelişmeleri ele alan yayınların bir bölümü yaşanan tarihî olayları anlatan belgesel nitelikte çalışmalardır. Bu dönemi anlatan ve değerlendiren askerî veya siyasî eserler de vardır. Genel Kurmay Başkanlığı, Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığınca yayımlanan eserler buna örnek olarak verilebilir. Bu yayınlar arasında edebî değeri de bulunan Atatürk’ün Nutuk adlı eseri söz konusu kaynaklardan biridir. Nutuk’ta ve öteki siyasî, askerî kaynaklarda belirtildiği gibi, Atatürk’ün 19.05.1919 tarihinde Samsun’a çıkışı bu mücadelenin başlangıcı sayılmıştır. Bu bakımdan Kurtuluş Savaşı Edebiyatı’nın sınırı 19.05.1919’dan Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılına kadar olan dönem olarak çizilebilir. Ancak yapılan bu sınırlama 1923 yılından sonra Kurtuluş Savaşı’nı konu alan edebî ürünlerin yayımlanmadığı anlamına gelmemelidir. Samim Kocagöz’ün Kalpaklılar (1962), Doludizgin (1961) Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları (1956), adlı eserleri daha sonraki süreçte ortaya konmuş yayınlardan birkaçıdır. Kurtuluş Savaşı Edebiyatı terimi ile edebiyat çevrelerinde bir tarihî dönem ve bu dönemde yazılan edebî ürünler kastedilmektedir. Kurtuluş Savaşı Edebiyatının içinde istiklal, Millî Mücadele terimleri de geçer. İstiklal Savaşı diye önceleri kullanılan bu terim daha sonra Kurtuluş Savaşı biçiminde Türkçeye kazandırılmıştır. Bu kavramı Yahya Kemal Beyatlı İstiklal Harbi diye adlandırır. Bunun gibi Millî Mücadele teriminde yer alan millî terimi de zamanla yerine ulusal sözüne bırakmıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı diye de adlandırılan bu süreç içinde Millî Mücadele yanında bir de Kuva-yı Milliye terimi bulunmaktadır. Bu adlandırmadan Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan olaylar, İtilaf Devletleri’nin Türk toprakları üzerinde egemenlik kurma çabaları, Yunanlıların İzmir’i işgal etmeleri üzerine oluşturulan ve onlarla savaşan millî teşkilatlar anlaşılmaktadır. Söz konusu savaşa Bağımsızlık Savaşı da denmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın yazılı edebî ürünlerinin yanı sıra bu edebiyatın sözlü ürünleri de vardır. Bunların örneklerini halk ağzından yapılan derlemeler arasında bulabiliriz.

Roman, hikâye, anı[düzenle | kaynağı değiştir]

Kurtuluş Savaşı Edebiyatının yazılı ürünlerinin başında romanlar gelmektedir. Bu alanda eser verenlerin başında Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974) ile Halide Edip Adıvar’ı (1882-1964) görmekteyiz. Edebiyatımızda bir romancı olarak tanınan Y. K. Karaosmanoğlu, Millî Mücadele hareketinin bütün safhaları içinde yer almış, Atatürk’ün yakınında bulunmuş bir yazardır. Yakın tarihi bazen hikâyeler, bazen romanlar ve bazen de anılar biçiminde tespit etmiş ve bunları edebî bir üslupla kaleme almıştır. Y. K. Karaosmanoğlu ile Halide Edip Adıvar’ın bu konuda benzer yanları vardır. H. E. Adıvar’ın da Atatürk’ün sürekli olarak yanında bulunduğunu görüyoruz. Halide Edip Adıvar, Eskişehir Hastanesinde çalışıp oradan Sakarya Cephesi’ne gitmiş, bir asker gibi siperlerde, karargâhlarda Mehmetçik ile birlikte yaşamıştır. Savaş sonrası Y. Kadri Karaosmanoğlu, Yusuf Akçura ve H. E. Adıvar, 1921 yılında Erkan-ı Harbiye (Genel Kurmay Başkanlığı) tarafından kurulan “Tetkik-i Mezalim Komisyon”unda üye olarak Yunanlıların Batı Anadolu’da yaptıkları yıkımı ve zulmü tespit etmekle görevlendirilmişlerdir. Yapılan tespitlerin bir bölümü Yaban adlı eserde Y. K. Karaosmanoğlu tarafından işlenmiştir. Köylünün tahlil edildiği bu eserde; aydınların ona yabancı kalması, aydınların köylüye olumsuz bakışı anlatılan temalardan biridir. Yaban, 1932 yılında yayımlanmış, gerçek hayattan manzaraların yer aldığı bir romandır. “Tetkik-i Mezalim Komisyonu”nun yaptığı tespitler H. E. Adıvar’ın eserlerine de çeşitli sahneler hâlinde yansımıştır. Y. K. Karaosmanoğlu’nun 1922 yılında yayımladığı İzmir’den Bursa’ya, o seyahatin hikâyesidir. Bu çalışmasını 1947 yılında ortaya koyduğu Millî Mücadele Hikâyeleri takip etmiştir. Y. K. Karaosmanoğlu, bu hikâyelerinde ve öteki romanlarında yalnızca Millî Mücadele’den sahneler ortaya koymakla kalmaz; Anadolu köylerinin sefaletini, kasvetli hâlini, köylülerin sosyal ve ekonomik durumlarını, anlayışlarını, devlete ve orduya bakışlarını konu eder. İkdam’da yazdığı yazılarında Rumların ve işgalci Yunan kuvvetlerinin halka verdikleri eziyeti, insanlık dışı muameleleri dile getirir. İkdam gazetesinde Millî Mücadele ile ilgili yazılar yazan Y. K. Karaosmanoğlu ardından Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore adlı romanlarını yazmıştır. Sodom ve Gomo­re’de İstanbul’daki ahlâkî çöküntü ele alınmakla birlikte dolaylı olarak Yunan mezaliminden çeşitli tablolar sergilenir. Y. K. Karaosmanoğlu, Millî Mücadele konusunda yazdığı yazılarından bir kısmını iki cilt hâlinde Ergenekon adıyla 1929 yılında yayımlamıştır. Y.K. Karaosmanoğlu, 1958 yılında yayımladığı Vatan Yolunda Milli Mücadele Hatıraları adlı çalışmasında H. E. Adıvar ile ilgili açıklamalar yapar ve onun Atatürk’e olan içten bağlılığını anlatır. H. E. Adıvar ile Y. K. Karaosmanoğlu’nun bu mücadeledeki ortak tavırları İzmir’in alınmasından sonraya rastlar. Bu iki yazar, Ruşen Eşref Ünaydın, Asım Us ve Falih Rıfkı Atay ile birlikte İzmir’den başlayan ve Bursa’da sona eren seyahati birlikte yapmışlardır. Yaptıkları röportajlar, kendilerine anlatılan olaylar ve gördükleri manzaralar, onların başlıca konularını oluşturmuştur. Y. K. Karaosmanoğlu ile aynı yıllarda yaşayan Halide Edip Adıvar, Millî Mücadele hareketini eserlerine konu eden yazarların başında gelir. Garp Cephesi’nde Atatürk ile birlikte çalışan H. E. Adıvar’a onbaşı, savaşın bitimindeyse çavuş rütbesi verilmiştir. Yazarın Millî Mücadele hareketini konu eden eserlerinden biri Ateşten Gömlek’tir. Kuvayı Milliye güçlerine karşı ayaklanan yerli çetelerle olan mücadelelerin ve Türk Ordusunun Kütahya Savaşları’nın işlendiği bir roman 1922 yılında basılmıştır. Millî Mücadele yıllarında ortaya çıkan şer odaklarının konu edildiği Vurun Kahpeye, yazarın 1926 yılında yazdığı bir başka eseridir. Dış düşmana karşı düzenlenen bir tür çete savaşının anlatıldığı bu eserde Yunanlıların kasabayı işgaline karşı planlanmış direniş hareketi ele alınmakta, düşman cephaneliğinin havaya uçurulması konu edilmektedir. Yazar bu alanda hikâye türünde eserler de vermiştir. Dağa Çıkan Kurt (1922) adlı eserini buna örnek verebiliriz. Yazar Millî Mücadele yıllarına ait gözlemlerini, yaşadıklarını, gördüklerini ayrıca bir hatıra türü olarak kaleme aldığı Türkün Ateşle İmtihanı eserinde işlemiştir. H. E. Adıvar’ın Millî Mücadele ile ilgili eserleri tiyatroya uygulandığı gibi sinema filmine de konu olmuştur. H. E. Adıvar eserlerinde yaşanan olumsuz olayları, işgalleri, ihanetleri işlemiş, buna karşılık kötümser olmamış, geleceğe ümitle bakmıştır. Dönemin yazarlarının anı türünde eserleri de vardır. İstanbul’un Esareti Günlerinden Bir Hatıra, Hüseyin Rahmi Gürpınar’a aittir. Mustafa Necati’nin İstiklal Mücadelesi Hatıralar bunlardan birkaçıdır. Ruşen Eşref Ünaydın ve Y. K. Karaosmanoğlu’nun da bu yolda yazılmış pek çok hatırası bulunmaktadır. 1923 yılıyla sınırladığımız bu dönemden sonra, Milli Mücadele’yi konu alan yazarlar, şairler oldukça fazladır. Cumhuriyetin dilde ve edebiyatta getirdiği yenilikler, sağlanan huzur ortamı bu alanda daha çok yayının çıkmasını sağlamıştır. Bu yayınlardan biri Samim Kocagöz’e aittir. Kalpaklılar (1962) ve onun devamı olan Doludizgin (1963). Millî Mücadele’yi konu alan yazarlardan biri de Kemal Tahir’dir; eserleri arasında Yorgun Savaşçı (1965), Esir Şehrin İnsanları (1956), Esir Şehrin Mahpusu (1961) yer alır.

Makale[düzenle | kaynağı değiştir]

Millî Mücadele’yi ve onun önderlerini yazılarında edebî bir üslupla anlatan yazarlardan biri Yahya Kemal Beyatlı’dır. Dergah’ın 1. cildinde 1921 yılında yazdığı Üç Tepe adlı yazısına “İnönü Meydan Muharebesinin son günü Metristepe’den vaziyete bakan İsmet Paşa, neler gördüğünü millî timsal Mustafa Kemal Paşa’ya haber veriyordu.” cümlesiyle başlar. Y. K. Beyatlı’nın, İleri’nin 1181 numaralı nüshasında, 1921’de yazdığı Mustafa Kemal Paşa adlı yazısı doğrudan Atatürk’e hitap eden ve onun özelliklerini dile getiren bir yazıdır. Bunlara onun kaleme aldığı İstiklal Harbi Yazıları’nı da eklemeliyiz. Bu dönemin heyecanlarını anlatan yazılardan biri de, Hamdullah Suphi Tanrıöver’e aittir. H. S. Tanrıöver’in 1921 yılında yazdığı Başkumandanlık Muharebesi adlı yazısı halka, savaş gazilerine hitap eden bir konferans üslubu ile yazılmıştır.

Şiir[düzenle | kaynağı değiştir]

Millî Mücadele’yi konu alan şiirlerin başında M. A. Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı’nı anabiliriz. M. A. Ersoy’un O zümrüt tahta kondun bir semavi saltanat kurdun / Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun dizelerinin yer aldığı Bülbül şiiri ve öteki bazı şiirleri Türk’ün Anadolu’da var oluş mücadelesini konu alır. O, şiirlerinde Anadolu halkının uğradığı haksızlıkları, kayıpları, yabancı güçlerin yaptığı yıkımı işler ve geleceğe umutla bakar. Çoğumuzun ezberinde olan Samih Rıfat’ın Akdeniz Kıyılarında adlı bestelenmiş ve marş hâline de getirilmiş şiiri hatırlanacağı üzere Yaşlı gittim şen geldim / Aç koynunu ben geldim / Bana bir yudum su ver / Çok uzak yoldan geldim diye başlar ve devam eder. Bu ünlü şiir 1922 yılında yazılmıştır. İleri’nin 1685. sayısında yayımlanan bu şiirle söz konusu tarihte artık yazar ve şairlerdeki karamsarlığın, yerini iyimser ve umutlu bir havaya bıraktığı görülüyor. Millî Mücadele şiiri içinde anılması gereken şairlerden biri de Mehmet Emin Yurdakul’dur. 1921 yılında Yusuf Akçura ile birlikte Ankara’ya gelmiş, Atatürk onu Samih Rıfat ile birlikte halkın moralini yükseltmek için Anadolu’ya göndermiştir. Adana ve Antalya’da bir müddet kaldıktan ve İzmir’in kurtarılmasından sonra oraya gidip Atatürk ile buluşmuştur. Onun Bir Ses Yahut Cenge Giderken bu yolda yazdığı şiirlerinden biridir. Faruk Nafiz Çamlıbel’in Şair Nedim adlı derginin ilk sayısında yayımladığı Bozgun, 1920 yılında Ümit dergisinin 16. sayısında, Gittikçe yükselen başı Allah’a kalkıyor / Asrın baş eğdiği at şaha kalkıyor dizeleriyle son bulan şiiri Millî Mücadelenin bir başka görünümüdür. Bu şiirler arasına Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye adlı şiirini katabiliriz. Şiir türünde Millî Mücadele’nin çeşitli yönlerini ele alan şairlerden birkaçını burada zikrederken Necmettin Halil Onan’ın Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın / Bu toprak bir devrin battığı yerdir şiirini anmadan geçmeyelim. Daha sonraki yıllarda bağımsızlık fikri etrafında şiir yazanlar yalnızca bu şahsiyetler değildir. Yusuf Ziya Ortaç’ı, İbrahim Alaattin Gövsa’yı, Kemalettin Kamu’yu ve Orhan Şaik Gökyay’ı anabiliriz. Bu vatan Toprağın Kara bağrında / Sıradağlar gibi duranlarındır diye başlayan ve Ülkü dergisinde 1938 yılında çıkmış olan Bu Vatan Kimin? adlı şiir, O. Şaik Gökyay’a aittir. Ceyhun Atıf Kansu’nun bu yolda yazdığı birkaç şiiri olduğunu belirtmek gerekir; Mustafa Necati Karaer’in 30 Ağustos adlı şiiri de bu alanda dikkate değerdir.

Mitingler[düzenle | kaynağı değiştir]

İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nın miting alanı olarak seçildiği yerde H. E. Adıvar’ın iki konuşması ile Süleyman Nazif’in, Fransız General’in İstanbul’a girişini lanetleyen makalesi, Millî Mücadele’yi ateşleyen iki önemli olaydır. Bu mitinglerde yapılan konuşmalar aynı zamanda Kurtuluş Savaşı Edebiyatı’nın ilk ürünleridir. Bu konuşmalar İstanbul’un sokaklarının, limanlarının yabancılaşmasına, başka milletlerin bayraklarıyla kirletilmesine ilk tepkidir. Süleyman Nazif’in Kara Bir Gün adıyla bilinen bu ünlü yazısı işgal kuvvetlerine karşı duyulan tepkinin cesaretle kaleme alınmış örneğidir. Bu yolda Şükûfe Nihal’in de bir konuşması olduğunu biliyoruz. Yabancı güçlerin ülkeyi işgali İstanbul, İzmir ve Anadolu’nun öteki il ve ilçelerinde, köylerinde yaşayan halkın ruhen çöküşüne sebep olmuştur. İşgal sonrası yabancılaşan İstanbul caddeleri, Anadolu’nun yakılmış, yıkılmış köyleri, kasabaları, şehirleri, perişan halkı dönemin romanında, hikâyesinde, şiirinde kuvvetli bir biçimde yansımasını bulmuş ve Kurtuluş Savaşı Edebiyatı adı altında bir kültür alanı oluşmuştur. Ülkeyi paylaşmaya, bölmeye çalışan İtilaf Güçlerine karşı milletçe girişilen mücadele, ortak bir direniş sonucu zaferle sonuçlanınca, karamsarlık tamamen dağılmış ve Türk’ün eski şan ve şerefi yeniden hayat bulmuştur. Kazanılan zafer, karamsar ruhlara umut olmuştur. Kurtuluş Savaşı Edebiyatı’nın hikâyesinde, romanında, şiirinde bu durumun yansımalarını görebiliyoruz. 1919 ve 1923 yıları arasında oluşmuş bu edebiyatın uzantısı güçlü edebiyat ürünleri olarak daha sonraki yıllarda ortaya çıkmıştır. Zaferi izleyen yıllarda giderek güçlenen ve örnekleri çeşitlenen bu edebiyat askerî, iktisadi, sosyal ve kültürel özellikleri bünyesinde taşır ve her biri hâlâ birer araştırma ve inceleme konusu olarak canlılığını korur. Uğranılan yıkım ve uğranılan haksızlıkların, Türk halkına ve ülkesine verdiği zarar yanında, kazandırdığı şeyler de olmuş; Türk halkı bilinçlenmiş, istiklale yeniden kavuşmuş, tatmış, yaşama azmini geliştirmiş, dinamik bir toplum olmuştur.

Hayal ZÜLFİKAR

KAYNAKÇA

ABİLEV, İbrahim Muharremov, Türkiye Anıları, Vcerneya Baku Gazetesi yayını, Bakü 1972.

AKI, Niyazi, Yakup Kadri, İstanbul 1960.

AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam, İstanbul 1965.

BARDAKÇI, İlhan, Taşhan’dan Kadifekale’ye, Türk Edebiyat Vakfı yayını, İstanbul 1998.

ENGİNÜN, İ., “Yakup Kadri ve Halide Edip Adıvar”, Doğumunun 100. Yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Marmara Üniversitesi Yayını, İstanbul 1989.

ENGİNÜN, İnci, “Millî Mücadele Devrinin Edebiyata Aksi”, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, Dergâh yayını, İstanbul 1998.

ENGİNÜN, İnci, “Milli Mücadele Edebiyatında Yakup Kadri Karaosmanoğlu”, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, Dergâh yayın, İstanbul 1998.

ENGİNÜN, İnci, “Yakup Kadri ve Halide Edib”, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, Dergâh yayını, İstanbul 1998.

ENGİNÜN, İnci, “Yakup Kadri ve Halide Edip Adıvar”, Doğumunun 100. Yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Marmara Üniversitesi Yayını, İstanbul 1989.

ENGİNÜN, İnci, KERMAN, Zeynep, İLERİ, Selim, Kurtuluş Savaşı ve Edebiyatımız, Oğlak yayınları, 1998.

HUYU­GÜ­ZEL Ö. Faruk, “Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Hikâyelerinde Anadolu”, Doğumunun 100. Yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Marmara Üniversitesi Yayını, İstanbul 1989.

HUYUGÜZEL, Ö. Faruk, “Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Hikâyelerinde Anadolu”, Doğumunun 100. Yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Marmara Üniversitesi Yayını, İstanbul 1989.

KUTAY, Cemal, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları, Ankara 1974.

YAKAR, Aytekin, Türk Romanında Millî Mücadele, Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü yayını, 1973.

ZÜLFİKAR, Hayal, Kurtuluş Savaşını Konu Alan Romanlarda Türk Kadını, Basılmamış Doktora Tezi, 1994.


23/09/2021 tarihinde https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/kurtulus-savasi-edebiyati/ adresinden erişilmiştir

Benzer Yazılar