Türk Hava Kurumu

Atatürk Ansiklopedisi sitesinden

TÜRK TAYYARE CEMİYETİ (T.Ta.C.) 1925 - 1938

TÜRK HAVA KURUMU (T.H.K.)

Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mayıs 1925'te Türk Tayyare Cemiyeti’nin açılış konuşmasında: “İstikbal göklerdedir. Çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar.”   demiştir.

Atatürk, bugün halen geçerliliğini korumakta olan bu sözleri ile havacılığa verilecek önemin bir ülke için yaşamsal olduğunu vurgulamaktaydı.

Türk Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu) tam da bu amaç için, Türkiye’de Havacılık Endüstrisi’nin kurulması, Kara ve Deniz Kuvvetleri’nin yanında güçlü bir Hava Kuvvetleri’nin oluşturulması hedefi ile kurulmuştur.

Yirminci yüzyılın başlarında Türk ulusunun verdiği en büyük mücadele, şüphesiz ‘Ulusal Kurtuluş Savaşı’dır.  Atatürk’ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak emperyalist ülkelere karşı başlatmış olduğu bu milli mücadele, Amasya Tamimi, Erzurum Kongresi ve 11 Eylül 1919'da Sivas Kongresi’nde  “...bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan dolayı, ya istiklal ya ölüm!” parolasına dönüşerek ulusal egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak yolunda and içilmiştir. İmkânsızlıklar içinde yapılan milli mücadele, 9 Eylül 1922’de düşmanın İzmir’e dökülmesi ile sonuçlanmıştır. Lozan Antlaşmasının ardından 29 Ekim 1923'te tam bağımsız yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Bu konu “Nutuk” ta açık bir şekilde anlatılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması malzeme, teçhizat ve nüfus azlığı gibi çok büyük zorluklar içerisinde gerçekleşmiş, vatan toprakları adeta şehitlerin kanıyla sulanmıştı.

Bu malzeme ve teçhizatlardan en stratejik öneme sahip olanı, o zamanki adıyla tayyare (uçak) idi. Çünkü savaşı kazanmak için tepenin arkasını görmek gerekliydi. 26 Ağustos'ta Büyük Taarruz başlarken Türk Ordusu’nda 10 adet işe yarar uçak mevcut iken Yunan Ordusu’nda 50 adet bulunmaktaydı. Buna rağmen Kurtuluş Savaşı'nda görev yapan havacılarımız çok büyük başarılar elde etmişlerdi. Keşif raporlarını zamanında başkomutana ulaştırmış ve Yunan keşif uçaklarının Türk Ordusu’nun geri kesimlerine girmelerine ve keşif yapmalarına engel olmuşlardı.

Türk Tayyare Cemiyeti'nin Kuruluşu;

Çok büyük zorluklar ve yokluklar içerisinde kurulan Cumhuriyet, korunup kollanmalı ve ilelebet muhafaza edilmeliydi. Bunun için de güçlü ve modern teçhizata sahip bir ordu kurulmalıydı. Kurtuluş Savaşı biter bitmez derhal sanki yarın yeni bir savaş olacakmış gibi büyük hazırlıklar yapılmaya başlanmıştı.

Mustafa Kemal Atatürk, 1911'de Trablusgarp Savaşı'nda İtalyanların Osmanlı Ordusu’na karşı dünya tarihinde ilk defa savaş uçağı kullanmalarını gözlemlemiş, modern bir ordunun yapısında hava gücünün değerini çok iyi kavramıştı. Bu nedenle, Hava Kuvvetleri'nin kurulması ve güçlendirilmesine ayrı bir önem vermekteydi. Onun bu konuya yaklaşımını, 1924 yılından 1938 yılına kadar her yıl 1 Kasım Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış konuşmalarında defalarca vurgu yapması ile net olarak anlaşılmaktadır.

1 Kasım 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış konuşmasında Atatürk; “Muhterem Efendiler uzun hayatından sulhe intikal etmiş olan büyük Ordumuzun, geçen sene zarfında gösterdiği hayat ve zindeliği bilhassa şayan-ı kayıttır. Hiçbir zaman mütecaviz olmayı düşünmemiş olan ve fakat daima haksız taarruza uğrayacağını hesap eden bir millet Ordusu olarak, ordumuz uzun bir seferden sonra hemen diğer bir sefere başlayacakmış gibi maddeten ve mânen hazır bulunmaktadır.

Müdafaa-i memleketten bahsederken âlemi askeride mühim ve müessir  bir amil mahiyetinde bulunan Kuvveyi Havaiye’ye Meclisi Âlinin bilhassa alakasını dikkatini isticlab  ederim (çekerim).”

Kara ve Deniz Kuvvetleri’nin yanında Hava Kuvvetleri'ne çok fazla önem veriliyordu. İstiklal Savaşı biter bitmez Gaziemir Hava Meydanı kurulmuş, Yunanlılardan ele geçirilen ve elde kalan uçaklarla derhal eğitim uçuşlarına başlanmıştı. Meydan Komutanlığı, Hava Müfettişi Albay Muzaffer (Ergüder) tarafından yürütülmekteydi. Uçuş Okul Komutanı, Kurmay Binbaşı Hasan İskender Bey idi. Kurtuluş Savaşı'nın en çok uçuş yapan pilotlarından Binbaşı Fazıl 1. Bölük Komutanı, Binbaşı Yahya 2. Bölük Komutanı, Sivil Tayyareci Astsubay Vecihi (Hürkuş) ise uçuş öğretmenliği görevlerinde bulunmaktaydı. Vecihi Bey hatıralarında: “İstiklal Savaşı'nda ve bilhassa üstün düşman kuvvetlerine karşısında yurdunu müdafaa etmek için göğüslerini siper yapan ordumuzun yanında büyük hisseler alan hava silahının manası bambaşka anlaşılmıştı. Bu nedenle 1922 senesi sonuna kadar İzmir uçuş hizmetlerine devam ettik. Seydiköy Tayyare Mektebi muazzam bir teşkilat  ile faaliyete geçtiği zaman ben de yeni Tayyarecilerimizi yetiştirmekle meşgul bir hizmetle uğraşıyordum.” sözleri ile aslında Mustafa Kemal’in talimatlarını yerine getirdiklerini anlatmıştır.

Bu yıllar içinde Genelkurmay Başkanlığı, Türk Hava Kuvvetleri’nin kurulması amacıyla Albay Muzaffer Bey başkanlığında altı kişilik bir heyeti Avrupa’ya göndermiştir. Bu heyet, 26 Aralık 1923 ile 29 Nisan 1924 tarihleri arasında İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya devletlerinin havacılık teşkilatları üzerinde kapsamlı incelemelerde bulunmuş, 1924 yılı Haziran ayında yüksek makama ilgili raporlarını sunmuşlardır. Bu rapora göre Türk Hava Kuvvetleri’nin modern bir şekilde teşkilatlanması için iki yıl kesintisiz 25 milyon lira gerektiği tespit edilmiştir. Böyle bir paranın bütçeden Hava Kuvvetleri'ne aktarılması imkânsız görülüyordu. Bu durum karşısında, mutlaka özel bir kurumun havacılığı bütün millete kucaklatması, milletin cömertliğinden ve vatanseverliğinden yararlanılması gerekiyordu.

Aslında devletin bağış ve yardımlara başvurması, halkın alışık olmadığı, yeni bir şey değildi. 1909’da kurulan Osmanlı Donanma Cemiyeti, halktan topladığı bağışlarla ordu ve donanmanın modernizasyonu için en büyük destekçi olmuştur. Türk havacılığının kuruluş dönemi olan 1911-1914 yılları arasında yoğun bir bağış kampanyası yürütülmüştür. Uçak alımı ve havacılık tesislerinin kurulması için Osmanlı maliyesinden yeterli bütçe temin edilememesi üzerine dönemin Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa tarafından gerekli olan paranın “Tayyare İanesi” adı altında bağış yoluyla toplanmasına karar verilmişti. Türk Hava Kuvvetleri’nin kurulabilmesi için yine aynı yönteme başvurulmasından başka çare yok gibi gözüküyordu.

Bolu Milletvekili ve Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas (Gürer) Bey, 1924 tarihinde TBMM açılış konuşmasından ve Hava Kuvvetleri'nin kurulmasına duyulan ihtiyaçtan kendine görev çıkarmış ve 28 Ocak 1925'te Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma ve Deniz Bakanlığı, Hava Kuvvetleri Müfettişliği ile görüşmeler yapmıştır. Türk Tayyareciliğini hayata geçirme amacı ile yaptığı görüşmelerin iyi karşılanması sonucunda, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa'dan da destek almıştır. Yaptığı çalışmalar neticesinde ‘Kuvva-i Havaiye Yardım Cemiyeti’ olarak düşünülen cemiyet kısa süre içinde “Türk Tayyare Cemiyeti” adını almıştır.

Esas olarak belirtmeliyim ki; Türk Hava Kurumu, Türk Hava Kuvvetleri’nin kurulması için gerekli olan uçakları ve teçhizatı alma ve insan gücünü hazırlama amacıyla kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında karşılaşılan ekonomik güçlükler sebebiyle bu yola gidilmiştir. Bu nedenle ileriki sayfalarda açıklayacağım yüzlerce uçak Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden Türk Tayyare Cemiyeti tarafından satın alınarak Hava Kuvvetleri’ne hibe edilmiştir.

Cevat Abbas Bey, Türk Tayyare Cemiyeti’ni kuruluşunu şu cümlelerle anlatmaktadır. “Kuracağım cemiyetin müessir azalıklarını, teklifim üzerine kabul buyuran ikinci Büyük Millet Meclisi sayın öğelerinden otuz beş arkadaşla, muhtelif meslek erbabından ve yakın tanıdıklarımdan on kadar muhterem zatı, 16 Şubat 1925 günü saat 10’da Ankara Türk Ocağı'nda tertip eylediğim çaya davet ettim . Teşrifleriyle beni taltif eden arkadaşlarımın kıymetli huzurlarında berri ve bahri kuva-yı havaiyeye (kara ve deniz hava kuvvetlerine) yardım cemiyetinin kurulması lüzumunu ve o güne kadar bu hususta yaptığım ilk işlerin neticelerini ve ihzar ettiğim esas nizamnamenin incelenmesini içine alan aşağıdaki nutkumu verdim. Muhterem arkadaşlar; Millet Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemâl Paşa Hazretleri nutki iftitahilerinde (TBMM açılış konuşmasında) müdafaai memleketten (vatan savunmasından) bahis buyururlarken askeri alanda mühim ve müessir bir âmil mahiyetinde bulunan kuvai havaiyeye (hava kuvvetlerine) bilhassa nazarî dikkati çekmiştir. Başvekil Fethi Bey Efendi de beyannamelerinde milli savunmamızın fenni vesaitle fiziki gücünü artırmak ve hava kuvvetlerimizin bu gayeye doğru yükseltmenin vazife olduğunu takdir etmişlerdir.

İşte bu bariz hakikattir ki muazzez vatanımızın yeni bir silahla bir an evvel donatılması emrinde büyük milletin yiğitliğine dayanacak ve devletin geçerli kanunları dâhilinde bütün memleketi içine alacak, kara ve deniz hava kuvvetlerine yardım cemiyetinin kurulmasına teşebbüs edilmiştir.”

16 Şubat 1925’te Cevat Abbas Gürer’in bu sözleri ile Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.) resmen kurulmuştur . 15 Mart 1925'te Türk Tayyare Cemiyeti Nizamnamesi (Tüzüğü), Büyük Millet Meclisi'nin onaması ile yürürlüğe girmiştir. Tüzüğe göre Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cemiyetin ilk onursal üyesi; sonraki aylarda da Başbakan İsmet İnönü de fahri başkanı olarak kabul edilmiştir.

Cemiyetin kuruluş amacı; Türkiye'de havacılık sanayisini kurmak, havacılığın askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak; askeri ve sivil havacılığın gelişmesini sağlamak; bütün bunlar için gerekli araç ve gereci hazırlamak, personeli yetiştirmek ve uçan bir Türk gençliği yaratmaktır.

Türk Tayyare Cemiyeti kuruluşundan hemen sonra tüzüğünde yer alan amacına uygun olarak Türk Hava Kuvvetleri’nin güçlendirilmesine yönelik bağış uçak kampanyası başlatmıştır. Bu kampanya ile halktan toplanacak bağışlarla kısa vadede Türk Hava Kuvvetleri için uçak alınması, uzun vadede ise bu uçakları üretecek uçak fabrikasının kurulması planlanmıştır.

Cemiyet, Hacı Bayram Caddesi'nde mütevazı bir binada hızla işe başlanmıştır. 15 Mart 1925'te Cevat Abbas başkanlığında yapılan ilk idare heyeti toplantısında Fen Şubesi’ne Pilot Şakir Hazım Bey getirilmiş, Vecihi Bey ise Baş Tayyareci (pilot) yapılmıştır. Büyük bir azim ve istekle çalışmaya başlayan cemiyetin faaliyet sahası bütün Türkiye’yi kapsamaktaydı.

Cevat Abbas Bey ve ekibi pratik çözümler ve projeler üretmişler, cemiyetin maddi bakımdan güçlenmesini sağlamışlardır. Bu projelerden en önemlisi, şehirlerarasında bir rekabet yaratılmasıydı. 10.000 TL toplayıp cemiyete gönderen her şehir, kasaba ve köy kendi adına bir tayyareye sahip olabilecekti. Hatta bu para miktarını karşılayan her vatandaş, kendi adını taşıyan bir tayyareyi görmek şerefine kavuşacaktı. Proje mükemmel çalışmıştı. Alınan karar, cemiyetin bütün şubelerine aktarılmıştı. Neticesi de hiç gecikmemiş ve ilk olarak Ceyhan kasabası halkı bu büyük havacılık kalkınması için 10.000 TL'nin gönderildiğini telgrafla bildirmişti. Böylece Türk Tayyare Cemiyeti’nin ilk aldığı uçağa “Ceyhan” adı verilmiştir. Ceyhan halkının bu güzel jesti memleket çapında büyük yankı yapmış ve Hava Kuvvetleri için alınacak uçakların devamının gelmesini sağlamıştır.

İkinci etkili proje ise, alınan bu uçaklarla şehirlerarasında turlar düzenlemekti. İlk olarak Ceyhan uçağı ile Ceyhan Halkı’na uçaklarını gösterme amacıyla yapılan Konya, Adana, Mersin ve Ceyhan turu olmuştur. İkincisi ise Trakya turudur.  Bu seyahat ise Çorlu üzerinden Tekirdağ, Edirne, Kırklareli illeri ve ilçeleri üzerine olmuştur. Böylece Tayyare Cemiyeti ve amacı halka tanıtılıyor, ülke savunması için uçakların ve hava kuvvetlerinin oluşturulması gerekliliği anlatılıyordu. Ayrıca, gençler uçaklarla uçuruluyor ve havacılık mesleği tanıtılarak heveslendiriliyordu. Cemiyet, Atatürk’ün işaret ettiği havacı bir gençlik yetiştirme yolunda amacına ulaşıyordu.

Diğer bir proje ise halkı teşvik etmek için bağış yapanlara bağışların büyüklüğüne göre bronz, gümüş, altın ve  murahhas olmak üzere dört kategoride madalyalar vermekti.

Cumhurbaşkanlığı Arşivi’ndeki belgelere göre Atatürk, 8 Eylül 1925 tarihinde 8863 lira 20 kuruş, 6 Aralık 1925 tarihinde 8862 lira 65 kuruş bağışta bulunmuştur. Bu bağışlardan biri ile Cevat Abbas Bey tarafından uçuşa elverişli olarak tespit edilen Ahi Mesut Çiftliği (bugünkü THK Etimesgut tesisleri), Türk Tayyare Cemiyeti adına 8 bin 500 liraya satın alınmıştır.

Türk Tayyare Cemiyeti, Türk Halkı tarafından büyük bir sahiplenme ile desteklenmiştir. Birçok şehir kendi adlarına kurulacak uçak filolar oluşturulması için hemen bağış kampanyası başlatmıştır. En zengin illerden en fakir ilçelere kadar yayılan kampanyada İzmir ile Adana arasında ilk bağışı yapma yarışı daha sonra İzmir ile İstanbul arasında en çok uçak bağışı yapma yarışına dönüşmüştür

Türk Tayyare Cemiyetinin kurulması ile 1923’te İzmir’de havacılar arasında kutlanmaya başlanan  “Tayyare Bayramı” resmî bir kimliğe kavuşmuştur. Türk Tayyare Cemiyetinin 1925 yılı tüzüğünde 31 Ağustos’un "Tayyare Bayramı” olarak kutlanmasına karar verilmiştir. Tayyare Bayramı kutlamaları 1925 yılı itibarı ile başlar, ancak zamanla birleştirilerek “30 Ağustos Zafer ve Tayyare Bayramı” na dönüşür. Bu bayramda Türk Hava Kuvvetleri’nin ve Türk Tayyare Cemiyeti’nin uçakları resmî kutlama törenlerine katılmışlardır. Törenlerde tayyare yardımı için bağış toplanmıştır. Tayyare Bayramı 1950'li yıllarda son bulmuştur.

Cevat Abbas Bey ve ekibi tarafından yapılan yoğun çalışmalar neticesinde, Türk Tayyare Cemiyeti 1925 yılı Haziran ayı sonlarına doğru il ve ilçelerde toplam 320 şubeye ulaşmıştır. Toplam bağış miktarı ise 2 milyon 600 bin lira civarında olmuştur. Bu durumda Cevat Abbas Bey, hedeflerini büyütmüştür. Hava Kuvvetleri'ni oluşturabilmek için Tayyare Mektebi (uçuş okulu), Makinist Mektebi (uçak teknisyeni okulu) ve uçak fabrikaları kurma yönünde adımlar atılmasını planlamıştır. Bu nedenle, Başbakan İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa’nın izni ile Avrupa havacılık sanayisini incelemek üzere 5 Temmuz 1925-5 Eylül 1925 tarihleri arasında iki aylık bir gezi düzenler. Cevat Abbas Bey başkanlığındaki heyet, T.Ta.C. İstihbarat Amiri Şakir Hazım, Baş Tayyareci Vecihi ve Genelkurmay Temsilcisi Binbaşı Hasan İskender Beylerden oluşmakta idi. Almanya Fransa ve İtalya havacılık sanayilerini inceleme gezisi, çok başarılı geçmişti. Tayyare mektebi kurmak için eğitim uçakları alınmış ve Yeşilköy'de bir makinist mektebi kurmak için de sözleşmeler imzalanmıştır.  

13 Ağustos 1925 tarihinde Türk Tayyare Cemiyeti yönetim kurulu bir toplantı yapar. Bu toplantıda; “Tayyare Cemiyeti, toplanan bütün bağışların Genelkurmay Başkanlığı’nca tespit edilecek program dâhilinde sarf etmek üzere emre hazır bulunacaktır. Milli Savunma Bakanlığı’nda bu hususta bildirilecek isteklerin dahi Genelkurmay Başkanlığı’nın onayına uygun olması lazımdır.” kararı verilir. Bu karara göre, Tayyare Cemiyeti parayı toplayacak ve Genelkurmay Başkanlığı’nın gösterdiği yerde Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacına sarf edecektir.

Cevat Abbas Bey bu durum karşısında yapmak istediği işlerin kısıtlandığını düşünmüş ve birtakım yönetim kurulu üyeleri ile anlaşamadığını anlamıştır. İnceleme gezisi  sırasında aşırı harcamalar yaptığı hakkındaki söylentiler neticesinde de 28 Eylül 1925'te yönetim kurulu olarak istifa etmişlerdir. Bunun üzerine 19 Ekim 1925'te yapılan birinci kongrede Atatürk'ün yakın arkadaşı Rize Mebusu Fuat Bey (Bulca) Genel Başkanlığa seçilmiştir.

Bu tarihten sonra yeni karara göre, Tayyare Cemiyeti yalnız gelir kaynaklarını işletmiş, elinde bulunan tayyare ve vasıtalar ile elemanlarını Hava Kuvvetleri emrine adamıştır.  Tüzüğünün maddeleri gereğince yapılması ön planda bulunan Havacılık sanayi kurma ile ilgili hiçbir teşebbüste bulunmamıştır.

Fuat Bulca, 19 Ekim 1925 tarihinden Ocak 1939 tarihine kadar Tayyare Cemiyeti Genel Başkanlığı yapmıştır. Kampanyalar onun döneminde de hızla devam etmiştir. Sadece şehirler ile sınırlı kalmayan kampanyalar esnaf grupları tarafından da sahiplenilmiştir. İstanbul Hamallar Birliği, kendi isimlerine uçak alınması için haftada bir gün bir saat fazla çalışmaya ve bu çalışmanın kazancını da uçak alımı için bağışlamaya karar vermiştir. Çeşitli şehirlerin balıkçıları, tütüncüleri, rençperleri, okul öğrencileri, kadın birlikleri ve gayrimüslim Ermeni, Musevi yurttaşlar da uçak alımı için bağışta bulunmuşlardır. Bireysel olarak da bağışlar yapılmıştır.  İlkokul çocuklarının harçlıklarından, kefen parası için ayrılan paralara kadar geniş bir yelpazede yapılan bağışlara, ölüm sonrasında yapılması vasiyet edilen hayır paraları eklenmiştir. Kendilerine hayır yapılması için vasiyet edilenler, "En hayırlısı Türk Tayyare Cemiyetine bağış yapmaktır." düşüncesiyle bu paraları cemiyete uçak alımı için bağışlamıştır.

Türk Tayyare Cemiyetinin ilk yıllardaki gelir kaynakları şöyleydi:

§  Halkın her türlü bağışları, (nakit, ev, arsa gibi gayrimenkuller)

§  Fitre - zekât ve kurban derileri,

§  Tayyare Piyangosu (bugünkü adı Milli Piyango),

§  Bir kuruşluk Tayyare Cemiyeti dilekçe pulu,

§  Her sigara paketine isabet eden bir sigara farkı ücreti,

§  İki cıva madeninin işletilmesinden elde edilen tüm gelirler,

§  Askeri terhis çizelgelerinin bastırılması ve ücret karşılığı satılması,

§  El ve duvar ilânlarının imtiyazı,

§  Uşak Seker Fabrikası'nın her yılki ilk mahsulâtı,

§  Atatürk’ün Büyük Nutku’nun gelirinin THK’ya bağışlanması,

§  Bakanlar Kurulu kararıyla sağlanan gelir, hak ve imtiyazlar,

§  Üye aidatları.

Bu kaynakların içinden Tayyare Piyangosu, 1926 yılında faaliyete geçirilmiş ve cemiyet bütçesine oldukça yüklü bir katkısı olmuştur. Örneğin, 1932 yılında cemiyetin iki senelik geliri 8 bin 300 yüz liranın 2 bin 900 lirası Tayyare Piyango’sundan sağlanmıştır.

Türk Tayyare Cemiyeti, kurulduğu günden itibaren çalışmalarına düzenli olarak devam etmiş ve periyodik olarak yaptığı kongrelerde faaliyetlerini halka ve üyelerine aktarmıştır. Kongrelerin denetim sonuç raporlarından yıllara ait bazı önemli maddeleri şöyledir:

2. Kongre, 28 Kasım 1926;

Genel Başkan Fuat Bey, ikinci kongrede Türk Tayyare Cemiyetinin geleceği ile ilgili görüşlerini şöyle dile getiriyordu. “Memleketimizde sivil havacılığın ilerlemesi ve gelişmesine ait meselelere sırasıyla ve peyderpey başlamak ve her konunun üzerinde ciddiyetle çalışmak durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz bir Türk havacılığı vücuda getirmek için ihtiyacımız olan teşkilatı şu şekilde açıklayabiliriz.”

1.    Tayyareci (Pilot) yetiştirmek için sivil bir mektep açmak,

2.    Aerodinamik ve malzemeye ait muayeneleri yapabilecek, motorların arızalarından anlayacak, icap ederse planlarını yapabilecek mühendis heyeti yetiştirmek,

3.    Tayyare inşaatı için özel laboratuvarlar yapmak,

4.    Askeri ve milli bir gözlem teşkilatı kurmak, halka gerekli şekilde havacılığı öğretmek ve tanıtmak maksadıyla gerekli neşriyat teşkilatını kurmak,     

5.    Hava hatlarını tesis etmek,

6.    Hava spor kulüpleri açmak.

3. Kongre, 15 Kasım 1928;

Plan çerçevesinde yapılması gerekli işlere başlanmış ve Tayyare Makinist Mektebi açılmıştır. Tayyare Makinist Mektebi, iki sene içerisinde 172 makinist yetiştirmiş ve bu talebelerden on tanesini makinist ustabaşısı tahsili görmeleri için Fransa'ya Hanrio Fabrikası’na göndermiştir. Yine bu plan gereğince Fransa Tayyare Mühendis Mektebi’nde tahsil görmekte olan sekiz talebeden bir tanesi bu sene (1928) tayyare diploması almıştır. Cemiyetin üye sayısı 207 bine ulaşmıştır. İki kongre arasında kıymetleri 30 ile 150 bin lira arasında değişen 96 uçak satın alınarak Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmiştir. Ayrıca tayyare yedek malzemesi, tayyare bombası, ben zin ve yağ ihtiyacını temin için de 3.800.000 liralık harcama yapılmıştır.

4. Kongre, 25 Kasım 1930;

1928-1930 yılları arası iki sene zarfında, 150 uçak satın alınmış ve halkın da iştirakiyle alınan bu uçaklara ad koyma şenlikleri yapılmıştır. Avrupa’ya tayyarecilik tahsili için giden gençlerimiz çalışmalarını sürdürmektedirler. Talebelerimizin sayısı, 18'i bulmuştur; bir kısmında çok yakında diplomalarını alarak yurda dönmesi beklenmektedir.

5. Kongre, 27 Kasım 1932;

Tayyare kongresi sonuç raporlarında yedinci senede millet kendi ianesinden, tayyare için verdiği yardım parası 40 milyon liraya yakındır. 1931 ve 1932 senelerinde 72 şehir ve kasaba birer tayyare satın almış ve halkın da iştirak ettiği büyük şenliklerle hava kuvvetlerine verilmiştir. Türk Tayyare Cemiyeti, 1932 yılına kadar 172 uçak makinisti ve uçak mühendisi olarak yetiştirdiği 176 kişi Milli Müdafaa Vekâleti (M.M.V.)  emrine vermiştir.

T.Ta.C.’nin Fransa'da yetiştirdiği uçak mühendisi Salahattin Reşit Bey, 1932 yılında motor ve pervanesi Amerika'dan başka bütün parçaları Eskişehir ve Kayseri fabrikalarında üretilmiş, MMV-1 adı verilen bir uçak yapmıştır. İki kişilik olan uçak, havada 2,5 saat kalmakta ve saatte 200 km. sürat yapabilmekteydi.

Tayyareci Vecihi Bey, 1930 yılında kendi tasarımı ve emeğiyle Vecihi-XIV uçağı adında bir uçak yapmıştır. Çekoslovakya Servis Tekniğinin de kabul ettiği uçağı ile 1931 yılı Eylül ayında Tayyare Cemiyeti adına tanıtım turu yapmıştır. Ankara'dan uçarak Bolu, Zonguldak, Sinop, Samsun, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Erzincan, Sivas ve Yozgat'a uğradıktan sonra Ankara'ya dönmüştür.

6. Kongre, 24 Mayıs 1935;

Altıncı kongrede Türk Tayyare Cemiyeti’nin adı “Türk Hava Kurumu” na çevrilmiştir. Kongrede yapılan en büyük işin “Türk Kuşu” adı ile yeni bir müessesenin kuruluşu olduğu belirtilmiştir. Uçucu bir gençlik yetiştirme amacı ile 18 yaşından 35 yaşına kadar kadın-erkek bütün yurttaşlarımıza motorlu uçak, planör uçuşu ve paraşütle atlamayı öğretecek olan Türk Kuşu’nun ilk kuruluşunda 200 üyesi vardır. İki kongre arasında ulusal Hava Kuvvetleri filolarımıza 31 yeni uçak daha satın alınarak verilmiştir. Yine aynı kongrede, THK tüzüğünün 5. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Bu maddeye göre iki çeşit üye kaydedilir.

A) “Hava tehlikesini bilen” üye,

B) “Yardımcı” üye.

Hava tehlikesini bilen üye,Türk Hava Kurumu’na yılda en az bir defa 20 lira bağışlayan üyedir.

Türk Kuşu’nun Kuruluşu; 3 Mayıs 1935

Atatürk, Türk Hava Kurumu’nda yapılan işlerin yetersiz olduğunu görmekte idi. Sadece yardım toplayarak hava kuvvetlerine uçak almak, günübirlik işlerdi. Bu sebeple T.H.K. Başkanı Fuat Bulca ile görüşmüş, Rus Sovyet havacılığı ile işbirliği yapılması ve basından takip ettiği Vecihi Hürkuş ’un faaliyetleri hakkında bilgi istemiştir. Fuat Bulca’nın olumlu görüş bildirmesi üzerine Atatürk, “Türk Kuşu” adında uçucu bir birim kurulmasını ve Vecihi Bey’den de faydalanılmasını istemiştir.

Atatürk’ün kızı Sabiha Gökçen, hatıralarında bu konuda şöyle bahsetmektedir: “Gazi paşa, bir yandan askeri havacılık çalışmaları, bir yandan da Türk Tayyare cemiyeti' ne giderek faaliyetler hakkında bilgi alıyordu. Savaş sonrası Türkiye'nin çok fakir olan bütçesi ile mucizeler yaratılır, o ulusal bilinç şahlanırken, Mustafa Kemal Paşa Türk Tayyare Cemiyeti için o çok güvendiği, hamiyetperver, yardımsever ulusunu yardıma çağırmıştı. İstikbal Göklerdedir diyor, bunun heyecanını bütün bir ulusa aşılıyor, çalışmalar hakkında sık sık bilgiler veriyordu.. “İstikbal Göklerdedir!” derken, bunu sadece bir işaret olarak bırakmıyordu. Bu bir ulusal hedefti. Onun için sadece fikir alanında, spor alanında kalmamalıydı.. Bu konuda daha geniş yatırımlar yapılmalı, çağdaş havacılık teknolojisi tümü ile ülkeye getirilmeliydi. Tayyare fabrikaları kurmalıydık. Kendi uçağımızı kendimiz yapmalı, günün birinde ele güne muhtaç hale gelmemeliydik,. Çünkü dünya uluslarını gelecekte hiç te parlak günler beklemiyordu.. Çelik kanatlarla, kendi yaptıkları çelik kanatlarla göklerini, topraklarını savunamayan ulusların akıbetleri hüsran olacaktı.. Uçan gençliğin özlemi her geçen gün yüreğini dağlıyordu sanki.. Bunu gerçekleştirmek için bir okula gereksinme olduğunu hissetmiş, ilgililerle bu konuda geceli gündüzlü yeni bir çalışmaya girmişti.

O sabah, 3 Mayıs 1935 yılı sabahı Atatürk çok erken kalkmış, çok sevdiği spor elbisesini giymiş, kasketini de alarak gelmişti.  “Haydi bakalım Gökçen.. dedi. Gidiyoruz.. Bugün bizim için bir bayram gönüdür.. Hem de ileride çok öğüneceğimiz bir kuruluşun açılışını yapacağımız bir bayram.. Türk Hava Kurumu'na bağlı olarak Türk Kuşu'nu açıyoruz.. Orada  binlerce, yüzbinlerce havacı genç yetiştireceğiz..”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, büyük bir heyecan ve arzu ile kurulmasını sağladığı “Türk Kuşu”nun açılış söylevinde Türk gençliğine şöyle seslenmiştir;

Bayanlar, Baylar,

Bizim dünyamız - bilirsiniz - topraktan, sudan ve havadan unulmuştur. Hayatın da, esas unsurları, bunlar değil midir? Bu unsurlardan birinin eksikliği, yalnız eksikliği değil, sadece, bozukluğu, hayatı İmkânsız kılar. Hayatı, hele ulusal hayatı seven, onu korumak isteyen; yurdunun topraklarına, denizlerine olduğu gibi, havasına da ilginliğini, her gün biraz daha, çoğaltmalıdır. Bu ilginlik, saydığım hayat örgenlerine egemenlikle olur. Natür İnsanları türetti, onları kendine taptırdı da. Ancak, insanların dünyada, yaşayabilmeleri için, onların tabiata egemenliğini de şart kıldı. Tabiata egemen olmasını bilemeyen yaratıklar, varlıklarını koruyamamışlardır. Tabiat onları, kendi unsurları içinde ezmekten, boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten cuda çekinmemiştir.

Türk, bu büyük hakikati, üzelden tanımak kapasitesini göstererek kapsal bir dölenle, toprağı ve onun türlü ürünlerini insanlığa verimli kılmış; Okan denizlerde göğüslemedik dalgalar bırakmayarak, insanlığa genlik veren kültür yolları açmıştır. Lâkin yaşadığımız bu çağda, artık, insanlar, yalnız karada ve denizde kalmadılar. Tabiatın hava varlığının da içine daldılar. Hayat için, havayı, yalnız nefeslenmenin yeter olmadığı anlaşıldı. Gerek ve gerçek olan hava egemenliği olduğu yalın olarak ortaya çıktı. Bütün ulusların, büyük dölenle, üzerinde çalıştıkları bu yöneyde, Türk ulusu da şüphesiz, yerini almalıydı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, kara ordumuzun yanında, donan mamızı kurarken, hava filolarımızı da, en son hava şartlarıyla düzenlemekten geri kalmadı. Şahıslarıyla onur duyduğumuz, hava subaylarımız ve komutan larımız da yetişmiş bulunuyorlar. Uçmanlarımız her zaman ve herhalde, ulusun yüzünü ağartacak yüksek değerdedirler. Lâkin arkadaşlar; bu kadarını yeter görmek doğru olamazdı. Hava işine, onun bütün dünyada, aldığı önem derecesine göre genişlik vermek lâzımdı. Bunu göz önünde tutan Cumhuriyet hükûmeti; havacılığı, bütün ulusun işlevi yapmak kararında idi.

Türk; yurdun dağlarında, ormanlarında, ovalarında, denizlerinde, her bucağında, nasıl bir bilgi ve kendine güvenle yürüyor, dolaşıyorsa yurdun asumanında da, aynı suretle dolaşabilmelidir. Bu ise, Türkü, çocukluğundan, vatan kuşlarıyla, vatan havası içinde yanşa alıştırmakla başlar. İşte, bugün, burada, bizi toplayan sebep, o kutsal işe başlama ayinidir.

Havacılık kınavına ciddî sarılmalarından dolayı, hükûmete, Genel Kurmay Başkam Sayın Mareşal’e ve Türkiye Hava Kurumu Başkam değerli arkadaşım Fuat’a, burada, özel minnetlerimi sunarım. Bu ödevimizi başarmada, bizden değerli yardımlarını esirgemeyen, dostumuz Rus Sovyet Cumhuriyetine ve onun, Sayın Büyük Elçisi Bay Karahan'a önünüzde açıkça teşekkür etmekten kıvanç duyarım.

Türk çocuğu; Her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek düzeyde, gökte, seni bekleyen yerini, az zamanda, dolduracaksın. Bundan, gerçek dostlarımız sevinecek, Türk ulusu mutlu olacaktır.

Gelecek uçucu neslin çekirdeğini meydana getirecek olan bu kurumun açılış töreni 3 Mayıs 1935'te Atatürk’ün bizzat katılımı ile yapılmıştır. Türk Kuşunun açılışı gençler arasında büyük heyecan ve sevinç yaratmış, gençler üye olabilmek için yurdun her köşesinden akın akın müracaat etmeğe başlamışlardır.

“Hava Tehlikesini Bilenler” Kampanyası

T.H.K’nun Altıncı Kongresi açılış konuşmasında Başbakan İsmet İnönü uzun ve önemli bir konuşma yapmıştır. Bu konuşmada gelmekte olan II. Dünya Savaşı’nın haberini vermekte ve Türkiye’nin güçlü bir hava kuvvetlerine sahip olunması gerektiğini defalarca vurgulamaktadır. Konuşmasının bazı cümleleri şöyledir: “Türk Hava kurumunun altıncı kongresini bütün dünyanın hava teşkilatının üzerinde hususi bir alaka gösterdiği günlerde açıyoruz. Hava tehlikesi, hava teşkilatı bugün uluslararası siyasetin en önemli konusu olmuştur. Türkiye'nin müdafaa kuvvetin uluslararası barış için çok yardımcı ve faydalı olabilir. Türkiye'nin varlığını müdafaa etmek için en az 500 tayyaresi olmalıdır. Bugünkü şartlara göre  en az rakam olarak söylediğiniz 500 tayyareyi elde edebilmek için her sene 30 milyon liraya ihtiyaç vardır. Açık hakikat bundan ibarettir. Bizim Tayyare Cemiyeti'nin memlekette tedarik edebileceği bunun onda biridir.”

Konuşmanın sonunda basına mesajını tüm Türkiye’ye yaymalarını söyler ve “Hava Tehlikesini Bilenler” adında büyük bir Türk Hava Kurumu’na yardım kampanyası başlatır. Bu kampanya halk üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Halkın yoğun katılımının yanı sıra, ülkenin ileri gelen iş adamları da yardım yapabilmek için adeta yarışmışlardır. Yapılan bağışlar, 1 liradan 120.000 liraya kadar olmuştur. Atatürk bu kampanyaya 10.000 lira ile katılmıştır. Başbakan İsmet İnönü ve ailesi tarafından 1.000 lira, TBMM Başkanı Abdülhalik Renda tarafından 500 lira ve İş Bankası Genel Müdürü Muammer Eriş tarafından da 500 lira bağışta bulunulmuştur. Vehbi Koç, 5000 lira bağışlarken, ünlü iş adamı Naci Demirağ tarafından 3 uçak alımı için 120 bin lira bağışta bulunulmuştur. Nuri Demirağ ise uçak bağışı yapıp yapmayacağı sorusuna, “Mademki bir millet tayyare olmadan yaşayamaz öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz, ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” demiş ve bir uçak fabrikası kurarak NuD.36 ve NuD.38 modelinde uçaklar üretmiştir.

Kampanyanın etkisi ile15 Temmuz 1935 tarihinde toplanan yardım 1,174,669 liraya ulaştığı, 25 Eylül 1935 tarihinde ise “Yurtsever Vatandaşlarımız bu yıl Ordumuza 26 uçak bağışladı” şeklinde basında yer almaktadır.

7. Kongre, 23 Mayıs 1940;

Beş yaşını tamamlayan Türk Kuşu'nun yapmış olduğu işler özetlenmiştir. Kurumun havacılık üzerinde çalıştığı konular dört ana kol altında toplanmıştır.  

1.      Planörcülük,

2.      Motorlu Tayyarecilik,

3.      Paraşütçülük,

4.      Modelcilik.

Planörcülük: Türk Kuşu müessesesi ile hava ordumuzun kadrosuna takviyeyi ön planda tutmuştur. Bunun için çalışma programını ordu ihtiyacına göre düzenlemiş ve Türk Kuşu’nda çalışan gençlere bazı kolaylıklar sağlamıştır. THK’nın havacılık kamplarına katılan öğrenciler, askerlik kampında çalışma mükellefiyetlerini ödemiş sayılırlar. İnönü Planör Kampı’ndan ‘C’ brövesi alan bir genç lise mezunu ise, hazırlık kıtalarında iki ay çalışmak mecburiyeti olmadan doğrudan doğruya yedek subay mektebine girebilir. Arzu edenler Harp Okulu’na da sınavsız girebilirlerdi. C brövesi alan ortaokul mezunları da Askeri Hava Gedikli (Astsubay) Okuluna girebiliyorlardı.   Buraya girebilmek için ortaokul mezunu olmak, 16-18 yaşlarında ve sağlığı uçuşa elverişli olmak gerekliydi. Kazananlar pilot, uçak makinisti, bombacı, telsizci, muhabereci, fotoğrafçı ve silahçı olarak ihtisas sınıflarında yetiştirilmekteydiler.

Motorlu Tayyarecilik: Planör kampında yüksek kabiliyet gösterenler, bir sene sonra Etimesgut’taki motorlu tayyare kampına çağrılmaktadır. Etimesgut’taki kamp 1937'de çalışmalarına başlamıştır. Kampta yetişen pilotların sayısı 1937'de 72 iken bu sene (1940) 193'ü bulmuştur. Kurumun uçak sayısı 52'yi bulmuştur. Havacı gençliği yetiştirmek için beş senede kurulan (İnönü, Ankara, Etimesgut) tesislerin değeri 1.000.000 lirayı aşmaktadır. Etimesgut’ta yapılmakta olan ikinci hangarla planör inşaatı tamamlanmak üzeredir . THK planör ve tayyarelerinin onarımı, THK'nın kendi atölyelerinde yapılmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde 16 Şubat 1925’te temeli atılan Türk Hava Kurumu, halktan topladığı bağışlarla 1940 yılına kadar Türk Hava Kuvvetleri için gerekli uçakları, teçhizatı satın almış, uçucu ve teknik personeli yetiştirmiş ve halen yetiştirmektedir. Türk Hava Kuvvetleri’nin kuruluşu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarındaki yetersiz devlet bütçesi yerine halkın yardımları ile oluşturulan Türk Hava Kurumu bütçesinden karşılanmıştır.

Cumhuriyetin onuncu yıl dönümünün büyük törenlerle kutlandığı 1933 yılında, Türk Hava Kurumu sekizinci yılını doldurmuş, toplam nakit bağışlar 53 milyon liraya ulaşmıştır.

Atatürk’ün vefat ettiği 1938 yılında 64 milyon lira, 1940 yılında THK’nın ilk 15 yılı içinde ise toplam 72,8 milyon lira yardım toplanmıştır. Bu paranın toplam 54 milyon lirası Hava Kuvvetleri bütçesine aktarılmıştır.

T.H.K. Kongre sonuç raporlarına göre, 24 Mayıs 1935 tarihine kadar toplam 350 uçak satın alınmış ve Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmiştir. Eylül 1935 tarihinde 26 uçak daha teslim edilmiştir. Bu uçaklar, Türk Ordusu’nun bünyesindeki Hava Kuvvetleri’nin temelini oluşturmuştur.

Günümüzde halk tarafından sadece sportif havacılık faaliyetleri ile bilinen Türk Hava Kurumu çok zor koşullar altında olsa da THK Üniversitesi ve THK Teknik A.Ş. kuruluşlarıyla pilot ve teknik personel eğitimlerini sürdürmektedir.

Ancak Türk Hava Kurumu, hiçbir zaman Atatürk’ün istediği hedefe ulaşamamıştır. Kurucu Başkan Cevat Abbas Gürer’den sonra tüzükte değişikliğe gidilmiş, Türkiye’de havacılık sanayisi kurmak yerine sadece yardım toplayarak uçak satın almak, halka havacılığı sevdirmek ve sportif havacılık faaliyetlerinde bulunulmuştur.

Yine Atatürk’ün önderliğinde 1935’te kurulan Türk Kuşu, birçok dalda sportif havacılığın yanında, Hava Kuvvetleri için binlerce uçucu ve teknik personel yetiştirmiştir. Fakat yine onun hedefleri dışında kalmıştır.

Atatürk, 1 Kasım 1937’de TBMM açılış konuşmasında güçlü bir hava kuvvetleri kurulması için vurgu yapmış ve hedefi büyüterek şöyle demiştir: “Bu yıl içinde, denizaltı gemilerini memleketimizde yapmaya başladık. Hava kuvvetlerimiz için yapılmış olan üç yıllık program, büyük milletimizin yakın ve şuurlu alakasıyla, şimdiden başarılmış sayılabilir. Bundan sonrası için, bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve harp hava sanayiimizin de, bu esasa göre inkişaf ettirilmesi iktiza eder.  Hava kuvvetlerinin aldığı ehemmiyeti göz önünde tutarak, bu mesaiyi planlattırmak ve bu mevzuu lâyık olduğu ehemmiyetle milletin nazarında canlı tutmak lâzımdır. Tayyare filolarımızı vücuda getirmek için büyük milletimizin yüce ilgisini heyecanla anmak borcumdur.”

Gösterilen bu hedef ile 1939 yılında THK Etimesgut Uçak Fabrikası kurulmuş, THK-1’den THK-16’ya kadar 16 tip planör ve uçak özgün projelerle tasarlanarak yerli olarak üretilmiştir. Yine bu çerçevede 1948 yılında THK Gazi Uçak Motor Fabrikası kurulmuş ve İngiliz De Havilland lisansı altında yerli imkânlarla uçak motorları üretilmiştir. Ne var ki yanlış kararlar ve politikalar neticesinde her iki fabrika da 1952 yılında Makina Kimya Endüstrisi (MKE)’ne devredilmiş, uçak ve motor üretimleri durdurulmuş, fabrikalar kapatılmıştır. Bu durum sivil ve askeri havacılık sanayisi bakımından Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirmiştir.

Bu büyük hata, 1973 yılında fark edilmiş ve Türk Uçak Sanayii Anonim Şirketi (TUSAŞ) kurulmuştur. TUSAŞ, halen Türkiye havacılık ve uzay sanayisinde dışa bağımlılığı önlemek ve en son teknolojiyi üretmek çabası içeresindedir.

Ancak bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyetin kuruluşunda hedef gösterdiği gelişmiş ülkelerin sahip olduğu havacılık sanayisi ve teknolojisine ulaşıldığını söylemek pek mümkün değildir.

Gerçek şudur ki, gelinen uzay çağında insanlık 2030 yılında Mars’a gitmeyi planlarken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Mayıs 1925'te Türk Tayyare Cemiyeti’nin açılış konuşmasında söylediği söz, hala geçerliliğini korumaktadır:

“İstikbal göklerdedir. Çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar.”


İsmail YAVUZ

KAYNAKÇA

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1997

Atatürk’ün Tüm Eserleri, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1998 (Cilt 16-30 arası)

Avni Okar, Türkiye’de Tayyarecilik 1910–1924,YKY yayınları, İstanbul, 2004

Atilla Oral, Şakir Zümre İlk Türk Girişimcisi, Demkar Yayınevi, İstanbul, 2012

Cumhuriyet Gazetesi, 4 Mayıs 1935, 25 Mayıs 1935, 2 Kasım 1937 ve muhtelif baskıları.

Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi 1914-1980, İş Kültür Yayınları, Ankara, 1988

Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2010

Hava Kuvvetlerinin 100. Yılı Uluslararası Tarih Sempozyumu, Ayrıntı Basımevi, 2013

Havacılık ve Spor Dergisi, Türk Tayyare Cemiyeti Yayınları, 15 Haziran 1929, Sayı-1 den Aralık 1950, Sayı-422’ye kadar olan muhtelif dergiler.

H. İbrahim Fırtına, Muzaffer Ergüder’in Havacılık Anıları 1922-1930, THK Basımevi, Ankara,2009

Hulusi Kaymaklı, Havacılık Tarihinde Türkler 2, Kültür Ofset Anakara 1997

İrfan Sarp, Türk Hava Kuvvetlerinin Doğuş Yılları, Hava Basımevi, Ankara,1986

İsmail Yavuz, Mustafa Kemal’in Uçakları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2013

Mazlum Keyüsk, Türk Havacılık Tarihi,1912–1918, Hava Basımevi, Eskişehir 1951

Oktay Verel, İstikbal Göklerin Gökler Bizimdir Cilt I-II, THK Yayınları, İstanbul, 1985

Osman Yalçın, Türk Hava Gücü 1911-1950, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017

Sabiha Gökçen, Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, THK Yayınları, İstanbul, 1982

Sıtkı Tanman, Türk Havacılık Tarihi, 1918–1923, Hava Basımevi, Eskişehir 1953

Şükrü Er, Havacılık Endüstrimiz ve Türk Hava Kurumu, 2010

Turgut Gürer, Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Gürer Yayınları, İstanbul, 2008

Ulus Gazetesi, 4 Mayıs 1935, 25 Mayıs 1935, 2 Kasım 1937 ve muhtelif baskıları

Vecihi Hürkuş, Bir Tayyarecinin Anıları, Yapı kredi Yayınları, İstanbul,2000

Yavuz Kansu, Havacılık Tarihinde Türkler 1, Hava Basımevi, Etimesgut 1971

Mustafa Kemal Atatürk ve Cevat Abbas Gürer, Türk Kuşu Açılışında 3 Mayıs 1935 Havacılık ve Spor Dergisi, Sayı 142-43