Hacı Hafız Sadettin Kaynak (1895-3 Şubat 1961)

Atatürk Ansiklopedisi sitesinden

Türk şarkı ve fantezi müzik bestecisi. 1895 yılında İstanbul Taşkasap’ta Lütfi Paşa Mahallesi’nde doğdu. Rize’nin Çukurlu Köyü’nden İstanbul’a gelip Fatih semtine yerleşen, Fatih Cami müderrislerinden Ali Alaeddin Efendi’nin oğludur. İlköğrenimini oturduğu semtteki taş mektepte yaptı. Daha çocukluk yaşlarında iken sesinin güzelliği ile dikkatleri çekti. Hafız Melek Efendi’den ilahi meşk ederek, musiki dünyasına adım atmış oldu. Kasımpaşa Küçükpiyale Cami imamı Hafız Cemal Efendi’nin derslerine devam etti. Dokuz yaşında hafız oldu. Musiki ile ilgisini devam ettirdi. Kâzım Uz ve Emin Yazıcı’dan eserler geçti. Bir taraftan da lise eğitimine devam ederek Mercan Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne devam etti. Ancak Birinci Dünya Savaşı başlayınca eğitimine ara vererek, 1917 yılında akranlarıyla beraber yedek subay olarak askere gitti. Diyarbakır’da askerlik görevini yaparken bölgenin musiki geleneğini ve özellikle de halk musikisini yakından tanıdı. 1920’de terhis olunca bir süre işsiz kaldı. Sonra ilahiyat fakültesinden mezun oldu. Sadeddin Kaynak imam-hatip olarak memuriyete girdi ve gayretli çalışmaları sonucu, Sultanse­lim ve Sultanahmet camileri baş imamı ve hatibi oldu. 1926’da Fatma Zehra Hanım’la evlendi. 1926 yılından itibaren imamlığı, hatipliği, mevlithanlığı, duahanlığı ve özellikle de tecvitle Kur’an okumasındaki başarılarıyla ünü yayılmaya başladı. Dinî ve din dışı musikiden örneklerin yer aldığı plaklar doldurdu. Pek çok Türk filmine hazırladığı müzikler yanında 80’i aşkın Mısır filmi için de müzikler hazırladı. Yurt içinde ve yurt dışında gazelhan olarak sahneye çıktı. Bestekârlıktan önce, doldurduğu taş plaklarla kendisini müzikseverlere tanıttı. Ancak onun Türk musikisindeki çok önemli ve kendisinden söz ettirdiği özelliği bestekârlığıdır. Bu, iz bırakmış ve dillerden düşmeyen eserlerin bestekârı; kendi yaşadığı dönem ve sonrasını bütünüyle sarıp sarmalayan yüzlerce eseri ile çalınıp söylenmesi, sevilip dinlenmesi çok az sanatkâra nasip olmuştur. Sadeddin Kaynak, bestekârlık yönüyle, musikimizin bütün imkânlarını seferber ederek, biraz da alışılmış olanı zorlayan bazı yeniliklere de, musikimizin özelliğini zedelemeden yer veren bir sanatkârdır. Onun ilhamına temel olan duygularını; kendi yaşadıkları, yakın çevresinde ve memleketin her kesiminden insanın yaşadığı olaylar yönlendirmiştir. O, toplumlumuzun büyük sevinçlerine de, felaketlerine de duygu ortaklığı yapmıştır. Bunun sonucu olarak hissettiklerini, bitmek tükenmek bilmeyen nağme dünyasından çekip çıkararak, musikimize kazandırmıştır. Onun bu özelliğini Dr. Alaeddin Yavaşça şöyle ifade ediyor: “Sadeddin Kaynak’ı diğerlerinden ayıran özelliklerinden biri, yaptığı eserlerle her tabakadan insanı kucaklamış olmasıdır. Herkesin hoşlanabileceği, çeşitli kültüre ve müzik zevkine sahip her tabakadan insanın, içerisinde kendisini bulabileceği eserler ortaya koymuştur. Ayrıca yöreler itibariyle de her kesime hitabetmiş, her yöreyi musikiyle kucaklamıştır. O, musikiyi iyi ve estetik özelliği olacak şekilde bina edebilen bir musiki mimarıdır. Binayı öyle bir güzellikte inşa ediyor ki, neresinden bakarsan bak, ayrı bir güzellik görebiliyorsun.” Yoğun musiki çalışmalarıyla geçen yıllar Sadeddin Kaynak’ı yıprattı. 1941 yılından itibaren sağlığı bozulmaya başladı. 1953 yılında yüksek tansiyon sebebiyle bir beyin kanaması geçirdi ve felç oldu. Doktorların umudu kestiği ünlü bestekâr, bir süre komada kaldıktan sonra yavaş yavaş düzeldi ama ömrünün son sekiz yılını felçli olarak yatağa bağlı olarak geçirdi. Bu süre zarfında yakın dostları ve yakınım dediği Gülfiye Hanım ilgilerini ondan hiç eksik etmediler. Kaynak, 3 Şubat 1961 günü vefat etti. Cenazesi ertesi gün Merkezefendi mezarlığına defnedildi. Sadeddin Kaynak, köklerine ve geleneklerine bağlı; vatan, millet ve bayrak sevgisini yoğun yaşayan ve bu duygularını ömrünün her dakikasında hisseden bir kişidir. Aynı zamanda aydın bir din adamıdır. Geleneklerle yenilikleri başarıyla bütünleştiren bir sanatkârdır. Sevilen, sayılan, tanınan bir sanatkâr olarak Atatürk’e ve yaptıklarına büyük bir hayranlık, bir sevgi ve yakınlık duymaktadır. Onu çok değerli bir komutan, lider, devlet adamı ve vatansever olarak görmektedir. Atatürk de onu, fikirlerine önem verdiği bir din adamı, aynı zamanda bir musikişinas olarak da yaptığı eserleri beğenen ve seven bir bestekâr olarak görmektedir. Bunun için de Kaynak, Atatürk’ün, özellikle de sanat açısından, yakınında sıkça bulunabilen kişilerden birisidir. Atatürk’e olan sevgisi ve hayranlığı o kadar ki; inkılapların gereği olduğuna inandığı, olmaz gibi görünen bazı isteklerini ve uygulamalarını yerine getirmekte tereddüt etmemiştir. Bunlara en güzel örnek de, Atatürk’ün isteği doğrultusunda; ezanın Türkçe okunması, ardından Kur’an’ın Türkçe okunması çalışmaları ve Ulu Önder’in ısrarı ile Süleymaniye Cami’nde tamamı Türkçe hutbe okumasıdır. Bu hutbeyi de cübbe giymeden ve sarık sarmadan, Atatürk’ün “Benim gibi başın açık olacak ve frakla okuyacaksın!” demesine rıza göstermesidir. Eski yazı ile kaleme aldığı notlarının bir bölümünde şunları yazmaktadır:” Biz Atatürk mektebinin çocuklarıyız. Ben Onun meclisine gitmeden evvel sönük, donuk bir adamdım. Onun meclisinde tesirli sözlerini teneffüs ettikten sonra, bambaşka bir adam oldum. Oradan eve geldiğim zaman büyük bir enerji içinde ruhum çalkalanır, saatlerce düşünür ve kurardım. Onun meclisinde satha bakıp, özden nasibdâr olamayanlar çok oldu. Onun meclisi zaten o kafalara yer vermezdi ki, onlar o enerji kaynağının sathından cevherine nüfuz edebilsinler ve daima ayakta duran o zekâ kaynağından metenaim (varlık içinde) olsunlar. Zekâya, becerikliliğe ve derhal uyarına göre kıvrakça sormağa çok kıymet verir ve bütün meclisi çok canlı ve lüzumlu münasebetlerle yoklar ve imtihan ederdi. Herkesi kendine bağlamıştı, istisnasız herkes ondan memnun idi. Onun meclisinde edep dairesinde herkes çok serbest idi. Herkese, fikir beyan etmek için çok geniş salahiyet vermişti.” Eserleri: Saded­din Kaynak’ın bestelerini şarkı, fantezi, türkü, mersiye, ağıt, marş vb. formlarda kesin çizgilerle ayırt etmek mümkün değildir. Kaynak’ın bestelediği ve müzik uzmanlarının kabul ettiği eser sayısı 668’dir. Bunların dışında kendi notu olmayan, ancık Sadeddin Kaynak’ın diye bilinen 20 eser daha bulunmaktadır.

Fahri TAŞ


KAYNAKÇA

Meydan Larousse, Büyük Lügat ve Ansiklopedi, Meydan Yayınevi, 8. Cilt, İstanbul 1972.

ÖZTUNA, Yılmaz, Türk Musikisi Ansiklopedisi, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul 1969.

ŞEN, Hasan Oral, Sadeddin Kaynak, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Yayını, Ankara 2003.