Amasya Mülâkatı

Atatürk Ansiklopedisi sitesinden

“Amasya Mülakatı” diye  bilinen  görüşme, 20-22  Ekim  1919  günlerinde,  Amasya’da İstanbul  Hükûmeti’ni  temsilen Bahriye  Nâzırı  Salih  Paşa  ve  Anadolu  ve  Rumeli  Müdafaa-i Hukuk  Cemiyeti  Heyeti Temsiliyesi  adına  Mustafa Kemal  Paşa,  Hüseyin Rauf  ve  Bekir  Sami  Beyler arasında  yapılmıştır.  Taraflar arasında protokoller ikişer nüsha hazırlanmış ve karşılıklı olarak  imzalanmıştır.  4.  Protokol  “gizli” olduğu için imzalanmamıştır.  Sabahattin Selek,  “Anadolu İhtilali”  adlı eserinde,  İstanbul Hükûmeti temsilcileri ile  buluşma yeri  olarak  Amasya şehrinin  seçilmesinde  özel  bir  anlam  bulunduğunu,  bu  yoldan  Mustafa Kemal  Paşa’nın  Millete şöyle  seslendiğini  yazmaktadır: “Ben  size  Amasya’dan Milletin  istiklalini  yine  Milletin  azim  ve  kararı kurtaracaktır,  demiştim.  Milletin sesini  dünyaya  işittirmek için  her  türlü  tesir  ve  murakabeden  uzak  bir  millî  heyetin  varlığına lüzum  göstermiştim.  Bu  heyeti  seçmeniz için  Sivas’ta  toplanacak millî  kongreye  delege göndermenizi  istemiştim.”  “Aradan üç  ay  geçti. Kongre  toplandı.  Seçtiğiniz heyetin  başkanı  olarak yine  Amasya’dayım.  Üç ay evvel toplantıya davet ettiğim Kongrenin tesiriyle Hükûmet dize  geldi.  İşte,  bir nazırını milletle  anlaşmak  üzere  Amasya’ya  göndermiş bulunuyor.  Görüyorsunuz ki,  ne  yapmak  istediğini bilen  adamım.  Bana inanınız ve  güveniniz.”.  Amasya’da iki  tarafın  görüştüğü en  önemli  ve  can  alıcı  konu,  hiç  şüphe  yok,  seçimlerin  bir  an  önce  yapılması,  Mebusan Meclisinin  toplanması  ve  Atatürk’ün  de  belirttiği  gibi;  ona  ve  arkadaşlarına  iktidar mücadelesinin  içine  girme  olanağı  sağlayacak olan  Meclisin  İstanbul dışında  toplanması  esasının Salih  Paşa’ya  kabul  ettirilmesidir.  Fakat, bu  kabul  henüz  kişiseldir,  Salih  Paşa  kabine arkadaşlarını  ikna  etmeye çalışacak,  edemezse  istifa edecektir.  20  Ekim’de başlayan  ve  üç  gün  sürmüş olan  bu  görüşmede kabul  edilen  beş  protokolün,  üçü  açık  ve  imzalı,  ikisi  ise  gizli  ve  imzasız olarak  kayda  geçti. Birinci  protokol  Salih  Paşanın  isteklerine yönelikti  ve  şunlardan ibaretti:  “Ordunun  siyasetle uğraşmaması,  İttihatçılığın  ülkede tekrara  uyanmaması,  hükümeti küçük  düşürecek  olan  müdahalelerde  bulunulmaması,  muhalefetleri nedeniyle  tutuklu  olanların bırakılması,  tehcir  olayında suçlu  görülenlerin  ceza  alması,  savaşa katılmamızın  haklı  nedenlere dayandığı  konusunda  ki  fikirlerin  gizli  tutulması,  seçimlerin serbestçe  yapılması,  hükümet aleyhinde  yazı  yazılmaması.” İkinci protokolde,  Saltanat ve Hilafet hakkında  karşılıklı  güvenceler verildi.  Sivas Kongresi kararları görüşüldü.  Üçüncü protokolde,  “Mebusların seçiminde serbestlik  bulunması gereği  hükümetçe  emredildiğinden  seçimlerin yapılması,  Cemiyet  Heyet-i Temsiliye’ce  müdahale  edilmemekte olduğu”  şeklinde  karar  alındı.  Gizli  kabul  edilen dördüncü  protokoldeyse  genelde şu  kararlar  vardı: “Bazı  komutanların  ordudan çıkarılması  ve  bazı  subayların  Harp  Divanına  verilmesine dair  Padişah  iradelerinin düzeltilmesi,  Malta’ya  sürülmüş olanlar  hakkında  kendi  adli  kurumlarımızda  işlem  yapılmak  üzere  İstanbul’a  getirilmeleri konusunun  araştırılması,  Ermeni zalimlerinin  de  mahkemeye verilmesi,  İzmir’in  boşaltılması için  yeniden  mitingler yapılması,  Jandarma  Genel  Komutanı,  Merkez Komutanı,  Polis  Müdürü, Dahiliye  Müsteşarının  değiştirilmesi,  İngiliz Muhipler  Cemiyetinin  halka  kağıt  mühürlettirmelerinin  engellenmesi, yabancı  parasıyla  satın  alınmış  cemiyetlerin faaliyetlerine  ve  gazetelerin yayınlarına  son  verilmesi, Aydın  Kuvay-ı  Milli­yesinin güçlendirilmesi,  Millî  Mücadeleye katılan  memurların  tam  bir  güvenlik sağlanıncaya  kadar  yerlerinden kaldırılmamaları,  Batı  Trakya göçmenlerinin  sevk  ve  naklinin  sağlanması, Acemi  Sadun  Paşa  ve  adamlarının desteklenmesi.”.  Beşinci  protokolde, Barış  Konferansına  gönderilecek olan  heyet  -Delegeler, Uzmanlar  Heyeti,  Yazı  Heyeti-  belirlendi. Amasya’da imzalanan protokollerle İstanbul Hükûmeti,  Anadolu’daki hareketi  “isyan” olarak suçlamaktan  vazgeçmiştir.  Ne var ki,  Sultan  Vahdettin’in tutumu  yüzünden  Ali  Rıza  Paşa’nın çok  geçmeden  istifa etmek  zorunda  kalışı ve  millî  bütünleşmeyi önlemek  için  pusuda bekleyen  İtilaf  Devletleri’nin  yeni  baskı  hareketlerine girişmesi  yüzünden  İstanbul ile  Anadolu’nun  birlikte atabileceği  adımlar  daha  başlarken  sonuçsuz kalmıştır.  Rauf  Orbay’ın anılarında  bu  konuda şunlar  aktarılmıştır:  “(…)  Salih  Paşa,  maiyetindekilerle  İstanbul’dan yola  çıkınca,  Mustafa Kemal  Paşa  ile  ben  de  Sivas’tan  hareketle Ekim’in  19’u  akşamı, Amasya’da  Tümen  Kumandanı Cemil  Cahit  (Toydemir) Beyin  evinde  buluştuk. Ertesi  günü  de  müzakerelere  başladık. Üç  gün  süren  müzakereler  sonunda iç  ve  dış  politikaya  ait  birçok  meseleler hakkında  karara  varıldığı gibi,  Millet  Meclisinin toplanacağı  yer  hakkında teklifimiz  de  Salih  Paşa’ya  kabul  ettirildi.  Ve  bu  suretle yeni  seçilecek  Millet Meclisi’nin  Bursa’da  toplanmasına ittifakla  karar  verilmiş oldu  ise  de,  Salih  Paşa  bu  kabulü kendi  adına  yaptığını, ayrıca  İstanbul’a  dönüşünde hükûmete  de  kabul  ettirmeye  çalışacağını, ettiremediği  takdirde,  Bahriye Nazırlığından  istifa  edeceğini söylediğinden,  kati  kabul  İstanbul’dan  gelecek cevaba  kaldı.”.  Mazhar Müfit  Kansu’nun  aktardığına göre  Mustafa  Kemal  Paşa,  Amasya Mülakatı’ndan  Sivas’a  döndükten sonra  arkadaşlarını  toplamış ve  şunları  söylemiştir: “Müzakere  üç  gün  devam  etti.  İkişer  nüsha  olarak  beş  tane  protokol yapıldı.  Bunlardan  üçü,  bizde  kalanlar Salih  Paşa  tarafından ve  onda  kalanlar bizim  tarafımızdan  imza  edildi.  Diğer  iki  protokol ise  mahrem  addedildi ve  imza  olunmadı. Size  anlattığım  gibi,  fakat  bu  mülakat  neticesi olan  mukarreratı  kolordulara bildirelim,  dikkat  edilmesini rica  edelim.  Teşkilâtı Milliyenin  ve  Heyet-i Temsiliye’nin  kabine  tarafından resmen  tanınmış  bir  heyeti  siyasî olduğunu  ve  müzakeratımızın  resmiyetinin ve  neticelerine  riayete mecbur  olduğumuzun  tarafeynce resmen  taahhüt  edildiğini teyit  hususu  bence  esastı.”.  “Müzakerat neticesinin  protokol  olduğunu, hükûmeti  merkeziyenin  murahhası olan  Bahriye  Nazırına kabul  ve  imza  ettirmek  mühimdi.” “21  Ekim  1919  tarihli  protokol, hemen  hep  Salih  Paşa’nın  teklifleriydi.  Kabulünde beis  görmediğimiz  maddelerden ibarettir  ki,  aynen  okutuyorum.”  “Biz  de  dikkat ve  merakla,  sigara içmeyi  unutarak  dinlemekteydik.  (…).”  “Bu  protokol, Paşanın  dediği  gibi,  kabulünde  bir  beis olmayan mevaddan  görüldü.  Gerçi  bazı  noktalarına itiraz  edildiyse  de,  kabulünü  reddedecek bir  mahiyette  değildi. Kabul  ettik.  (…)”.  Bundan  sonra  Mustafa  Kemal  Paşa,  önündeki Amasya  Mülakatı’na  ait  dosyayı  karıştırarak: “  Şimdi  gelelim mahrem  telakki  edilerek imza  edilmeyen  dördüncü protokole”  dedi.  “Niçin mahrem,  sualine  de  Paşa,  şu  cevabı  verdi: “Bu  mahrem  protokol imza  edilmeyerek,  yani  Salih  Paşa  güya  bir  taahhüt  altına girmeyerek  aramızda  mahrem olarak  kabul  edilmiştir; bir  bakıma  göre  de  mademki mahremdir,  imza  da  konulmazmış.”  Türk-Ermeni ihtilafı  açısından,  Amasya’da, Bahriye  Nazırı  Salih  Paşa  ile  Heyeti  Temsiliye adına  Mustafa  Kemal  Paşa  ve  iki  arkadaşının sağladıkları  mutabakat  önemlidir. Salih  Paşa’nın  imzasını taşıyan  birinci  protokolde; İstanbul  Hükû­meti’nin  önceden beri  savunduğu,  “Zorla göç  ettirme  dolayısıyla suç  işleyenlerin  yasal  olarak  cezalandırılması,  adalet ve  siyaset  açısından çok  gereklidir.”  görüşü yinelenmiştir.  İstanbul  Hükûmeti açısından  bu  yeni  bir  şey  değildir.  Asıl  önemli  olan,  “gizli”  ve  bu  nedenle “imzalanmayan”  dördüncü  protokoldeki ilk  üç  maddedir. Mustafa  Kemal  Paşa  ve  Müdafaa-i Hukuk  Cemiyeti  liderliğinin Türk-Ermeni  ihtilafındaki  kesin  ve  kararlı tutumlarını  gösteren  bu  maddeler  şunlardır: “1.  Bazı  komutanların askerlikten  kovulması  ve  bir  kısım  subayların  askerî mahkemeye  verilmesi  ile  ilgili  olarak çıkan  Padişah  buyruklarının ve  başkaca  emirlerin düzeltilmesi.  2.  Malta’ya sürülmüş  olanların  ilgili mahkemelerde  yargılanmak  üzere, İstanbul’a  getirilmeleri  yoluna gidilmesi.  3.  Zulüm  yapmış  Ermenilerin de  mahkemeye  verilmesi (Meclis-i  Millî’ye  bırakılacaktır).”

Hikmet  ÖZDEMİR

KAYNAKÇA

“Amasya Protokolünün Tam ve Gerçek Metni”,  Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, S 3,  54 11-13.

ATATÜRK, Mustafa Kemal,  Nutuk,  (1980).

ATATÜRK, Mustafa Kemal Nutuk Söylev, C I. Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara 1981.

AYDEMİR, Şevket Süreyya,  Tek Adam,  (1986).

BELEN, Fahri,  Türk Kurtuluş Savaşı,  (1983).

BIYIKLIOĞLUi Tevfik,  Atatürk Anadolu’da,  (1981).

GOLOĞLU, Mahmut, Üçüncü Meşrutiyet, Ankara 1970.

GÖKBİLGİN,  Tayyib Millî  Mücadele Başlarken  C.  I-II Ankara  1939-1965  Türkiye İş  Bankası  Yayını.

KANSU, Mazhar Müfit, Erzurum’dan Ölümüne  Kadar  Atatürk’le Beraber,  C I-II,  Türk Tarih  Kurumu  Yayını, Ankara  1966-1968.

KARAL, Enver Ziya, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi.

KOCATÜRK, Utkan, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Kronolojisi,  (1983);

ORBAY, Rauf ,  “Rauf Orbay’ın Hatıraları”,  Yakın Tarihimiz,  (1962)

SELEK, Sabahattin,  Anadolu İhtilali,  (1987).

ZEYREK, Şerafettin,  “Amasya Mülakatı”.