Âli İktisat Meclisi

Atatürk Ansiklopedisi sitesinden

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu simgeleyen 1923 yılı ile Dünya Ekonomi Buhranı’nın patladığı 1929 yılı arasındaki dönem, ekonomi politikası bağlamında “açık ekonomi koşullarında yeniden inşa” olarak tanımlanmaktadır. Lozan Antlaşması’nın iktisadi hükümleri, Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomi politikasının bağımsız oluşturulmasını engelleyen maddeler içeriyordu. Bu maddeler içinde, Osmanlı Devleti’nin borçlarının Türkiye tarafından devralınması ve Antlaşma’ya ek olarak imzalanan Ticaret Sözleşmesi hükümleri gereğince de Türkiye’nin yabancı ülkelere karşı izleyeceği ekonomi politikasını beş yıllık bir süreyle dondurması, ithalat ve ihracat yasaklarını, istisnalar haricinde, kaldırmaması ve gümrük tarifelerini beş yıl süre ile değiştirmemesi yer almıştır. Bu tür sınırlayıcı hükümlere rağmen, Cumhuriyet hükûmeti ekonominin düzenlenmesi ve gelişmesi doğrultusunda arayış içinde olmuş, özellikle sınai kalkınmayı özel işletmeler aracılığıyla sağlamak için çeşitli önlemlere başvurmuştur. Sınai yatırımlara ve işletmelere geniş muafiyetler, imtiyazlar ve teşvikler sağlayan 1927 tarihli Teşvik-i Sanayi Kanunu, bu çerçevede ortaya çıkmış en fazla bilinen önlemdir. İktisat politikasının oluşturulması çerçevesinde gözlemlenen arayış, kurumsal gelişmelere de yol açmıştır. Âli İktisat Meclisi, iktisat politikasının oluşturulmasına yardımcı olabilecek bir kurum olarak 25 Haziran 1927 tarih ve 1170 sayılı kanunla kurulmuştur. Esbab-ı Mucibe Mazbatasında ana amacı “... memleketimizde mümkün olduğu kadar seri suretle iktisadi bir inkişafa mazhariyeti teymin edebilmek ve bu vadide tahaddüs eden müşkülatın izalesi imkânlarını taharri eylemek” olan Meclise, kuruluş kanununun dördüncü maddesinde dört esas görev verilmiştir:

1. Ülkenin ekonomisiyle ilgili hükûmetçe düzenlenecek kanun ve nizamname layihalarıyla hükûmet tarafından sunulacak ekonomik meseleler hakkında çalışmak;

2. Ülkenin ekonomisiyle ilgili kanun ve nizamnamelerin ülkenin ihtiyacına uygunluğunu, bunlar arasındaki uyum ve bağlantıyı araştırmak gerekli görülecek değişiklikleri, gerekçeleriyle birlikte hükûmete teklif etmek;

3. Ülkenin ekonomik gereksinmelerinin gerektirdiği yöntem ve sistemler hakkında araştırma yapmak;

4. Genel ekonomi akımlarını izlemek, ülkenin ekonomisine etki derecelerini ve ilgilerini araştırmak, bu konudaki çalışmalarının sonuçlarını hükûmete bildirmek.

Kısaca, Âli İktisat Meclisi’nden beklenen, araştırmalar yapmak ve programlar hazırlamak yoluyla ekonomik gelişmeyi hızlandıracak kararlar alınmasına yardımcı olmasıydı.. Meclis, yaptığı bazı araştırmalarla, dönemin ekonomi politikasıyla ilgili ‘bilgi ve tartışma zeminini’ genişletmeye başlamıştır. 24 kişiden oluşmasına karar verilen Âli İktisat Meclisi’nin birinci fahri reisi Başvekil (Başbakan), ikinci fahri reisi ise İktisat Vekilidir. Üyelerinin yarısının, ekonominin sorunları üzerinde yetkileri kabul edilenler arasından –bunlardan biri silahlı kuvvetler mensubu olacaktı- vekiller heyeti (bakanlar kurulu) tarafından seçilmesi öngörülmüştü. Diğer yarısının ise, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Meslek Teşekkülleri arasından, sanayi ve ticaret kesimlerini temsilen seçilmeleri uygun görülmüştür. Bu bağlamda, Meclisin ülkenin ekonomik politikasının oluşturulmasına yönelik yardımcı bir kurum olmasının yanında, bazı ekonomik çıkar çevrelerinin görüşlerini yansıtan özelliğinden bahsetmek gerekir. Her ne kadar, Âli İktisat Meclisi örneğinde, özel girişim aracılığıyla sanayileşmeyi amaçlayan örgütlenme söz konusu olsa da, Meclis’te temsil edilen bazı kesimlerin çıkarları söz konusu olduğu zaman sanayileşmeci politikalara karşı çıkılmıştır. Örneğin, daha çok ithalata bağımlı ticaret sermayesi kendi çıkarları doğrultusunda bazı ürünlerde korumacılık politikasını tasvip etmemiştir. Çimento, kereste, yerli ipek, pamuklu ve yünlü dokuma gibi ticaret sermayesinin yüksek kâr sağladığı sektörlerde korumacılığa karşı çıkılarak sanayileşmeyi amaçlayan politikaların kısmen hayata geçirilmesine imkân sağlanmıştır. Âli İktisat Meclisi özel sermaye kesiminin görüşlerine yatkınlığı ile bilinmiştir. Cumhuriyet yönetiminin sanayileşme arayışlarını özel girişimin isteklerine göre şekillendirip, hükûmet politikasını yönlendirmek üzere 1933 yılında hazırladığı rapor Meclisin konumunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, Meclisin, hükümetin ekonomi politikası üzerinde etkili olmadığı ve yönlendiriciliğinin zayıf kaldığı anlaşılmaktadır.

Nesim ŞEKER


KAYNAKÇA

BORATAV, Korkut, Türkiye İktisat Tarihi 1908-1985, 4. Baskı, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1993.

BORATAV, Korkut, Türkiye’de Devletçilik, Savaş Yayınları, Ankara 1982.

KOCABAŞOĞLU, Uygur, Türkiye İş Bankası Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2001.

KURUÇ, Bilsay, Belgelerle Türkiye İktisat Politikası (1933–1935), Cilt 2, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1993.

TEKELİ, İlhan, İLKİN, Selim, 1929 Dünya Buhranında Türkiye’nin İktisadi Politika Arayışları, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yayını, Ankara 1983.

TEKELİ, İlhan, İLKİN, Selim, Uygulamaya Geçerken Türkiye’de Devletçiliğin Oluşumu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yayını, Ankara 1982.

TEZEL, Yahya S., Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi, 5. Baskı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2002.